Avustralya’daki Flinders Üniversitesinden araştırmacıların yaptığı çalışmaya göre, Dünya’nın kaynaklarını tüketmeden uzun vadede sürdürebileceği insan sayısı bugünkü nüfusun oldukça altında. Bu sınır yaklaşık 2,5 milyar kişi olarak hesaplanıyor. Ancak günümüzde dünya nüfusu 8 milyarı geçmiş durumda. Yani insanlık, gezegenin kaldırabileceğinden yaklaşık 3 kat daha fazla tüketim yapıyor.
Araştırmacılara göre sorun sadece nüfus artışı değil, kişi başına düşen tüketimin hızla artması. Günümüzde insanlar, doğanın kendini yenileme hızından daha hızlı tüketim yapıyor. Bu duruma “ekolojik aşım” deniyor. Nitekim sonuçlarda da insanların Dünya’nın bir yılda üretebileceği kaynakları yaklaşık 1,7 kat daha hızlı tükettiği görüldü.
Araştırmaya göre, özellikle Sanayi Devrimi’nden sonra kömür, petrol ve doğalgaz kullanımının artması üretimi ve yaşam standartlarını yükseltti, tarım ve sağlıkta önemli gelişmeler sağladı. Ancak bu büyümenin doğanın dengesini bozduğu tespit edildi. Atmosfere salınan karbondioksit miktarının sanayi öncesine göre yüzde 50’den fazla arttığı ve bunun küresel ısınmayı hızlandırdığı belirlendi. Yani insanlık kısa vadede fayda sağlarken, uzun vadede doğaya zarar verdiği belirtiliyor.
Doğum oranı da azalıyor
Araştırmada görülen önemli bulgulardan biri de nüfus artış hızının yavaşlamaya başlaması. 1960’lı yıllarda dünya nüfusu yılda yaklaşık yüzde 2 oranında büyürken, günümüzde bu oran yüzde 1’in altına düşmüş durumda. Yani artış devam ediyor ama eskisi kadar hızlı değil. Buna rağmen toplam nüfus artmaya devam ettiği için kaynaklar üzerindeki baskı sürüyor.
Yapılan tahminlere göre dünya nüfusunun 2060-2070 yılları arasında 11-12 milyara ulaşması bekleniyor. Bu da gıda, su ve enerji ihtiyacının ciddi şekilde artacağı anlamına geliyor. Nitekim Birleşmiş Milletler’e göre, 2050’ye kadar gıda üretiminin yaklaşık yüzde 50 artırılması gerekiyor.
Araştırmacılar, mevcut eğilimin devam etmesi halinde su kıtlığı, gıda krizleri ve iklim değişikliğine bağlı afetlerin daha sık yaşanabileceği konusunda uyarıyor. Günümüzde dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 40’ı su stresi yaşayan bölgelerde yaşıyor ve bu oranın önümüzdeki yıllarda daha da artması bekleniyor.
Kaynak: IOPScience

