Küresel yarı iletken ekosistemi benzeri görülmemiş bir bellek çipi kıtlığıyla karşı karşıya. Kriz, cihaz üreticilerinden son kullanıcılara kadar tüm zinciri etkiliyor ve etkilerinin 2027’ye kadar sürmesi bekleniyor. Yapay zeka veri merkezlerinden gelen talep arzın çok üzerine çıkmış durumda ve bu da DRAM fiyatlarının sert biçimde yükselmesine yol açtı. Ortaya çıkan arz-talep dengesizliği, küresel ölçekte ciddi bir baskı oluşturdu.
International Data Corporation (Uluslararası Veri Şirketi/IDC), bellek piyasasındaki gelişmeleri aktardı. IDC, iki kritik pazar için (akıllı telefonlar ve kişisel bilgisayarlar) ortaya çıkabilecek iki olumsuz senaryoyu paylaştı.
Yapay zeka uygulamaları çok büyük miktarda belleğe ihtiyaç duyuyor. Kıtlığın temel nedenlerinden biri de üretim kapasitesinin, tüketici elektroniğinden yüksek kar getiren yapay zeka odaklı bellek çözümlerine kaydırılması.
Büyük bellek üreticileri, akıllı telefonlarda ve PC’lerde kullanılan geleneksel DRAM ve NAND yerine, yapay zeka veri merkezlerine yönelik yüksek bant genişlikli bellek (HBM) ve yüksek kapasiteli DDR5 üretimine öncelik veriyor. Bu durum, genel amaçlı bellek modüllerinin arzını kısıtlıyor ve fiyatları yukarı çekiyor.
Yapay zeka sunucuları ve kurumsal sistemler, tüketici cihazlarına kıyasla çok daha fazla bellek kullanıyor. Bu nedenle yapay zeka yatırımları, küresel üretim kapasitesinin orantısız bir kısmını elinde tutuyor. Tedarikçilerin yapay zeka sunucuları üreten büyük ölçekli bulut sağlayıcılarından ve OEM’lerden gelen siparişlere öncelik vermesiyle kıtlık yaratıyor. Ancak bu durum yalnızca geçici, döngüsel bir arz-talep uyumsuzluğu değil. Aynı zamanda küresel “silicon wafer” kapasitesinin kalıcı ve stratejik biçimde yeniden dağıtılması anlamına geliyor. Onlarca yıl boyunca DRAM ve NAND üretiminin ana itici gücü akıllı telefonlar ve PC’lerdi. Bugün denge tersine döndü.
Microsoft, Google, Meta ve Amazon gibi büyük ölçekli veri merkezlerinin HBM’ye olan yoğun talebi, dünyanın en büyük üç bellek üreticisini (Samsung Electronics, SK Hynix ve Micron Technology) yatırımlarını daha yüksek kar getiren kurumsal sınıf bileşenlere yönlendirmeye zorladı.
IDC, 2026 yılında DRAM arz artışının yıllık bazda yüzde 16, NAND arz artışının ise yüzde 17 ile tarihsel ortalamaların altında kalmasını bekliyor.
Cihaz pazarında kriz
Ortaya çıkan arz-talep dengesizliğinin iki temel sonucu var; birincisi, DRAM ve NAND/SSD fiyatları son aylarda hızla yükseldi. İkincisi, bileşenlerin bulunabilirliği azaldı ve cihaz üreticileri son derece değişken bir ortamda hareket etmek zorunda kaldı.
Küresel akıllı telefon pazarı, özellikle de Android üreticileri, 2026 yılında ciddi bir riskle karşı karşıya. Sektörün son on yılda benimsediği “amiral gemisi özelliklerini uygun fiyatlı modellere indirme” eğilimi tersine dönüyor.
Bir akıllı telefonun maliyet yapısında bellek kritik bir rol oynuyor. Orta segment bir cihazda bellek, toplam parça maliyetinin (BOM) yüzde 15–20’sini oluştururken, üst segment amiral gemilerinde oran yüzde 10–15 civarında. Bellek fiyatları yükselmeye devam ettikçe, üreticiler ya fiyatları artırmak ya da donanım özelliklerini kısmak, hatta her ikisini birden yapmak zorunda kalacak.
Üreticilere göre farklı etkiler
Kıtlığın etkisi eşit dağılmıyor; tedarik zinciri dayanıklılığı ve dikey entegrasyon düzeyine göre kazananlar ve kaybedenler ortaya çıkıyor.
Ağırlıklı olarak alt ve orta segmentte faaliyet gösteren üreticiler çok daha ağır darbe alacak. TCL, Transsion, Realme, Xiaomi, Lenovo, Oppo, Vivo, Honor ve Huawei gibi markaların iş modelleri son derece düşük kar marjlarına dayanıyor. Artan maliyetler firmaların marjlarını ciddi biçimde eritecek ve kaçınılmaz olarak maliyetin tamamını ya da bir kısmını tüketiciye yansıtacaklar.
Üst segmentte ise Apple ve Samsung baskı altında olsa da yapısal olarak daha korunaklı durumda. Güçlü nakit rezervleri ve uzun vadeli tedarik anlaşmaları sayesinde bellek ihtiyaçlarını 12–24 ay önceden güvence altına alabiliyorlar. Buna rağmen, 2026’da çıkacak yeni amiral gemilerinde RAM artışı beklenmiyor. Örneğin Pro modellerin 12 GB RAM’de kalması, 16 GB’a çıkmaması olası. Ayrıca mevcut modellerde, geçmiş yıllarda görülen hızlı fiyat düşüşlerinin yaşanması da pek mümkün görünmüyor.
Baskıların toplam etkisi, küresel akıllı telefon pazarında daralma ve ortalama satış fiyatlarında (ASP) artış olarak ortaya çıkabilir. 2026’da, ılımlı olumsuz senaryoda pazar yüzde 2,9 daralabilir. Kötümser senaryoda ise bu daralma yüzde 5,2’ye kadar çıkabilir. Hangi senaryonun gerçekleşeceği, bu durumun ne kadar uzun süreceğine bağlı.
Aynı dönemde, akıllı telefon ASP’lerinin ılımlı senaryoda yüzde 3-5, kötümser senaryoda ise yüzde 6-8 artması bekleniyor. Artış, kar marjlarının çok dar olduğu alt segmentte çok daha sert hissedilecek.
Her iki senaryoda da, artan fiyatlar nedeniyle özellikle gelişmekte olan pazarlarda cihaz yenileme süreleri uzayacak. Gelişmiş pazarlarda ise tüketiciler daha çok taksit ve finansman seçeneklerine yönelecek.
Öte yandan, fiyat artışları öncesinde stok yapma eğilimi nedeniyle 2025’in dördüncü çeyreğinin, önceki tahminlerin üzerinde bir performans göstermesi bekleniyor.
PC pazarına etkileri ne olacak?
Akıllı telefon pazarı baskı altındayken, PC pazarı çok daha büyük bir sarsıntıya hazırlanıyor. Bellek kıtlığı, Microsoft Windows 10’un kullanım ömrünün sona ermesiyle başlayan yenileme döngüsü ve “AI PC” pazarlama hamlesiyle aynı döneme denk gelerek bir fırtına yaratıyor.
PC üreticileri, 2026’nın ikinci yarısında maliyet baskılarının daha da artacağını ve geniş çaplı fiyat artışlarının kaçınılmaz olduğunu açıkça ifade ediyor. Lenovo, Dell, HP, Acer ve ASUS; yüzde 15-20 seviyelerinde fiyat artışları ve sözleşme yenilemeleri konusunda müşterilerini şimdiden uyardı.
Yüksek sevkiyat hacmine sahip büyük PC üreticileri, tedarik sıkıntılarını daha iyi yöneterek küçük ve bölgesel markalardan pazar payı kazanabilir. Toplam pazar ne kadar küçülürse küçülsün, pazar paylarının büyük oyuncular lehine değişmesi bekleniyor.
Buna karşılık, beyaz kutu (white box) üreticiler, yerel markalar ve özellikle oyuncuların tercih ettiği DIY (kendin topla) sistemler bu krizden en ağır şekilde etkilenecek. Bu durum, büyük OEM’ler için hazır sistemleri “daha iyi değer” sunan bir alternatif olarak konumlandırma fırsatı yaratabilir.
AI bilgisayarların durumu
Bellek kıtlığı, sektörün AI PC etrafında kurduğu büyüme hikayesini de tehdit ediyor. IDC, AI PC’yi NPU içeren her PC olarak tanımlıyor. Bu cihazların kritik bir özelliği ise daha fazla RAM’e ihtiyaç duymaları. Örneğin Microsoft’un Copilot+ PC’leri en az 16 GB RAM gerektiriyor. Küçük ve büyük dil modellerinin cihaz üzerinde çalışması yaygınlaştıkça, 32 GB ve üzeri bellek konfigürasyonları üst segmentte daha da önem kazanıyor.
Öte yandan, tam da RAM ihtiyacının arttığı bu dönemde, bellek eklemek hem çok pahalı hem de tedarik açısından zor hale geldi. Bu durum, fiyatların yükselmesine, kar marjlarının düşmesine ya da en kötü senaryoda yeni sistemlerde RAM miktarının düşürülmesine yol açabilir. Bu ise AI PC anlatısı için en yanlış zamanda yaşanabilecek bir gelişme.
IDC, PC pazarı için de resmi tahminlerini şimdilik değiştirmiyor ancak 2026 için iki olası olumsuz senaryo öngörüyor. Ilımlı senaryoda PC pazarı, Kasım tahminindeki yüzde 2,4’lük yıllık düşüş yerine yüzde 4,9 daralabilir. Kötümser senaryoda ise düşüş yüzde 8,9’a kadar derinleşebilir. Burada da belirleyici unsur, arz kısıtlarının 2026 boyunca ne kadar süreceği olacak.
Bu senaryolar altında, PC ortalama satış fiyatlarının ılımlı senaryoda yüzde 4-6, kötümser senaryoda ise yüzde 6-8 artması bekleniyor.
Akıllı telefonlarda olduğu gibi, kanallar fiyat artışları öncesinde stoklarını artırıyor. Bu durumun, 2025’in dördüncü çeyreğinde, Kasım öngörülerine kıyasla daha güçlü bir performansı desteklemesi bekleniyor.
Kısacası, yapay zeka altyapısındaki patlama ile başlayan süreç, bellek arzının daralması, fiyatların yükselmesi ve hem tüketici hem de kurumsal cihazlarda ürün ve fiyat stratejilerinin yeniden şekillenmesiyle tüm sektöre yayıldı. Akıllı telefon ve PC pazarları, daha yüksek maliyetler, değişen ürün yol haritaları ve daha yavaş hacim büyümesiyle karşı karşıya.
Kıtlığın şiddeti ve süresi, üretim kapasitesinin ne kadar hızlı artırılabileceğine ve talebin segmentler arasında nasıl dengeleneceğine bağlı olacak.
Tüketiciler ve kurumlar için tablo, en azından orta vadede, ucuz ve bol bellek döneminin sona erdiğine işaret ediyor. 2026, talep artışından değil, arz kısıtlarından kaynaklanan fiyat artışlarının damga vurduğu bir yıl olmaya aday.
Kaynak: IDC, 2N News

