İncil’in Matta bölümünde anlatılan ve üç bilgeyi Beytüllahim’e yönlendirdiği söylenen “Noel Yıldızı”, yüzyıllardır hem teolojik hem de astronomik bir tartışmanın merkezinde yer alıyor. Kutsal Kitap uzmanlarının büyük bölümü İsa’nın doğumunu MÖ 6 ile 4 yılları arasına tarihlendiriyor. Doğduğu mevsim kesin olarak bilinmiyor ancak araştırmacılar, doğumun büyük olasılıkla nisan ya da mayıs aylarında gerçekleştiğini düşünüyor. 25 Aralık tarihi ise çok daha sonra, Roma takvimindeki kış gündönümüyle ilişkilendirilerek belirleniyor.
İncil’de yıldızın ortaya çıktığı anlatı Matta İncili’nde yer alıyor. Matta’ya göre İsa’nın doğumuyla birlikte gökyüzünde olağan dışı bir yıldız beliriyor ve yıldız, Doğu’dan gelen bilge kişilere yol gösteriyor. Müneccimler, gök işaretini Yahudilerin yeni doğan kralının alameti olarak yorumluyor ve yıldızı izleyerek Beytüllahim’e doğru yola çıkıyor. Beytüllahim, bugün Batı Şeria’da, Kudüs’ün yaklaşık 8–10 kilometre güneyinde yer alan kentin ismi.
Araştırmacılar Noel Yıldızı anlatısının, tarihsel olaydan çok sembolik anlatı olduğunu düşünüyor. Yine de, anlatının gerçek bir gök olayıyla örtüşüp örtüşmediğini uzun süredir inceliyor.
Noel Yıldızı bir kuyruklu yıldız olabilir mi?
Öne çıkan ilk olasılık parlak bir kuyruklu yıldız. 1305 yılında Giotto di Bondonne tarafından yapılan Müneccim Kralların Tapınması tablosunda Noel Yıldızı bir kuyruklu yıldız olarak resmediliyor. Giotto’nun betimlemesi, 1301’de gözlemlediği Halley Kuyruklu Yıldızı’ndan esinleniyor. Halley’in MÖ 12’deki geçişi, İsa’nın doğumu için fazla erken kalıyor.
Diğer kuyruklu yıldızlara bakıldığında, dünya genelindeki tarihsel kayıtlar tarandığında yalnızca biri potansiyel aday olarak öne çıkıyor. Antik Çin kaynaklarında, MÖ 5 yılında görülen bir kuyruklu yıldızdan söz ediliyor. Bu gök cismi, 1990’ların sonlarında Beytüllahim Yıldızı için olası bir açıklama olarak gündeme geliyor. Çin kayıtlarına göre bu kuyruklu yıldız 70 günden uzun süre gökyüzünde görünür durumda kalıyor.
Son dönemde yapılan araştırmalar, MÖ 5 yılındaki bu kuyruklu yıldızın Güneş Sistemi’nin iç bölgelerinde sıra dışı bir yörünge izlediğini ve Dünya’ya oldukça yaklaştığını öne sürüyor. Bu senaryoya göre kuyruklu yıldız, uzun süre gökyüzünde neredeyse sabitmiş gibi görünüyor. Bu özellikler, Noel anlatısındaki yıldız betimlemesiyle dikkat çekici biçimde örtüşüyor.
Ya da bir süpernova mı?
Bazı astronomlara göre Noel Yıldızı için en uygun adaylardan biri bir süpernova. Süpernovalar, ya çok büyük kütleli yıldızların yaşamlarının sonunda patlamasıyla ya da Güneş benzeri bir yıldızın kalıntısı olan beyaz cücelerin, eşlikçi bir yıldızdan fazla madde çekmesiyle ortaya çıkıyor.
Her iki durumda da ortaya çıkan patlama son derece parlak oluyor. Süpernovalar, haftalar boyunca bulundukları galaksinin diğer tüm yıldızlarının toplam ışığını bile geride bırakabiliyor. Samanyolu içinde gerçekleşen bir süpernova, bazen gündüz vakti bile görülebilecek kadar parlak hale geliyor.
Bu nedenle astronomlar, Noel hikayesiyle uyumlu olabilecek parlak bir süpernovanın tarihsel kayıtlarda izini arıyor. Kore’den Filistin’e uzanan bölgelerde, gece gökyüzünde beliren “yeni bir yıldız”tan söz eden kayıtlar bulunuyor. Bu cismin büyük olasılıkla bir süpernova olduğu düşünülüyor.
Tahminlere göre bu süpernova, MÖ 4 yılında 23 Şubat civarında en parlak haline ulaşıyor ve Kartal takımyıldızında yer alıyor. Şubat ayında Kartal takımyıldızı, gün doğumundan birkaç saat önce doğu ufkunda yükseliyor. Bu da söz konusu süpernovanın, sabah gökyüzünde doğuda parlak bir yıldız gibi görülmesini mümkün kılıyor. Haftalar boyunca dikkat çekici şekilde parlayan bu ışık, ardından sönerek bir daha görünmüyor.
Gezegen kavuşumu bir aday olabilir mi?
Son yıllarda en sık dile getirilen iddia, Noel Yıldızı’nın aslında bir gezegen kavuşumu olduğu yönünde. Gezegen kavuşumu, gezegenlerin gökyüzünde birbirine çok yaklaşmış gibi görünmesi anlamına geliyor. Aralık 2020’de Jüpiter ve Satürn arasında gerçekleşen “Büyük Kavuşum” bunun modern bir örneği.
Fikir, 400 yılı aşkın süredir zaman zaman gündeme geliyor. Johannes Kepler, 1614 yılında, MÖ 7’de gerçekleşen Jüpiter ve Satürn’ün üçlü kavuşumunun bir nova patlamasını tetiklemiş olabileceğini ve bunun Noel Yıldızı olarak algılanmış olabileceğini öne sürüyor. Ancak MÖ 7’deki bu kavuşum, görsel açıdan pek etkileyici sayılmıyor; iki gezegen gökyüzünde bir dereceden daha fazla ayrık duruyor. Buna karşın MÖ 2 yılında, gökyüzünün en parlak gezegenleri olan Jüpiter ve Venüs arasında dikkat çekici bir dizi kavuşum yaşanıyor.
Yine de bu ihtimal de zayıf görünüyor. Jüpiter ve Venüs kavuşumları akşam saatlerinde, batı ufkuna yakın bir konumda gözlemleniyor. Bu da İncil’deki anlatıyla pek uyuşmuyor.
Ya hiç yıldız yoksa?
Bugüne kadar öne sürülen açıklamaların hiçbiri, yüzyıllardır aktarılan hikayeyle kusursuz biçimde örtüşmüyor. Bu nedenle Noel Yıldızı’nın gerçekten var olmadığı, anlatının tamamen sembolik bir kurgu olduğu ihtimali masada duruyor.
Yine de bu tartışma, antik gökyüzü gözlemlerinin modern astronomiyle nasıl yeniden yorumlanabileceğini gösteriyor. Noel Yıldızı’nın ne olduğu sorusu kesin bir yanıt bulmasa da, evrenin tarih boyunca insan hayal gücünü ve inançlarını nasıl şekillendirdiğini anlamak için önemli bir pencere açıyor.
Kaynak: The Conversations, 2N News

