Ulusal Antarktika Bilim Seferi kapsamında Horseshoe Adası’nda yürütülen bilimsel çalışmalar, bölgedeki buzulların son yıllarda hızla küçüldüğünü ortaya koydu. Araştırmacılar, buzul hareketlerini ve erime hızını belirlemek için dron görüntüleri, uydu verileri ve arazi ölçümlerini birlikte kullanıyor. Bu yöntemlerle buzulların yüzey alanındaki değişim, kalınlık kaybı ve denize doğru ilerleme hızı düzenli olarak takip ediliyor.
İncelemelerde, Shoesmith Buzulu’nun yerçekiminin etkisiyle denize doğru çok yavaş ilerlediği ve günde yaklaşık 3 santimetre hareket ettiği belirlendi. Ancak hava ve deniz suyu sıcaklıkları arttıkça, buzulun alt ve kenar bölümleri daha hızlı eriyor. Bu da buz kütlesinin zayıflamasına neden oluyor. Zayıflayan buzuldan zaman zaman onlarca metre büyüklüğünde parçalar kopup denize düşüyor. Araştırmacılar bu durumu “buzul kopması” olarak adlandırıyor.
Buzulların erimesiyle okyanuslara karışan tatlı su miktarı arttığında, deniz suyunun tuzluluğu ve yoğunluğu değişebiliyor. Bu değişim, Dünya’nın farklı bölgelerine ısı taşıyan okyanus akıntılarının zayıflamasına veya yön değiştirmesine neden olabiliyor. Sonucunda bazı bölgelerde kuraklık ve aşırı sıcaklar artarken, bazı yerlerde sel, fırtına ve yoğun yağış gibi hava olayları daha sık görülebiliyor. Bu nedenle kutup buzulları, dünya iklim dengesinin korunması açısından büyük önem taşıyor.
Güneş’in etkileri de araştırılıyor
Seferde sadece buzullar değil, Güneş’ten ve uzaydan gelen etkiler de araştırılıyor. Antarktika’da Dünya’nın manyetik koruması daha zayıf olduğu için uzaydaki bazı parçacıklar bu bölgeye daha kolay ulaşıyor. Bu da bilim insanlarının uzay kaynaklı olayları daha net incelemesini sağlıyor. Bölgeye kurulması planlanan sürekli çalışan dedektörlerle, güneş patlamalarının etkilerinin daha erken fark edilmesi ve uydu ile haberleşme sistemlerinde yaşanabilecek sorunlara karşı önceden önlem alınması amaçlanıyor.
Konuyla ilgili Prof Dr. Sertaç Öztürk “Antarktika’da kurulacak 7/24 çalışabilecek kozmik radyasyon dedektörleri ile bu patlamalar önceden belirlenebilir ve olası zararlar azaltılabilir. Ayrıca buzullar doğal bir filtre görevi görerek radyasyonu azaltmaktadır. Yapılacak termal nötron ve gama radyasyon ölçümleri, buzulların yoğunluğu ve kalınlığı gibi verileri uzun vadede ortaya koyarak küresel iklim değişiminin etkilerini daha net anlamamızı sağlayacaktır.” diyerek bu tür ölçümlerin hem uzay kaynaklı risklere karşı erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesine hem de buzulların zaman içindeki değişiminin daha doğru takip edilmesine katkı sağlayacağını ifade etti.
Araştırma süresince elde edilen verilerin, hem iklim değişikliğinin etkilerini anlamada hem de uzay kaynaklı risklere karşı erken uyarı sistemleri geliştirmede katkı sunması hedefleniyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı

