Okul saatleri 1800’lerden bu yana neredeyse hiç değişmedi. The Conversation’daki yazısında, CQUniversity Australia’dan eğitim profesörü Ken Purnell, ilk ders saatlerinin gençlerin uyku düzenine uygun olmadığını ileri sürüyor.
Bu yıl, Sidney’deki The King’s School önemli bir adım atarak çarşamba günleri derslere daha geç başlama kararı aldı. Normalde saat 08.50’de başlayan dersler, 09.40’a alındı. Bu değişiklik, öğrencilerin resmi dersler başlamadan önce evde ya da okulda kendi kendine öğrenme yapmalarına olanak tanımak için yapıldı.
Daha geç başlayan ders saatlerinin ders öncesi pratik yapmanın yanı sıra aynı zamanda gençlerin uyku düzeniyle daha uyumlu olduğu düşünülüyor. Araştırmalar, mevcut okul saatlerinin gençlerin uyku ihtiyaçlarıyla örtüşmediğini gösteriyor. Bu durum öğrenme ve genel mental sağlığa zarar verebilir.
Okul saatleri neden 9-3?
Geleneksel okul günü genellikle sabah 9’dan öğleden sonra 3’e kadar sürer. Ancak birçok okul daha erken, yaklaşık 08.30’da başlar. Bu düzen 19. ve 20. yüzyılın başlarına dayanır. O dönemde okul saatleri, gün ışığından maksimum fayda sağlamak ve fabrika vardiyalarına uyum sağlamak için belirlenmişti. Ayrıca ulaşım sistemlerinin paylaşılması da bu saatlerin oluşmasında etkiliydi.
Zamanla ebeveynlerin çalışma saatleri ve okul sonrası aktiviteler bu düzene eklendi. Bugün bu saatler “normal” kabul edilse de, öğrencilerin gelişimi ve öğrenmeye en hazır oldukları zamanlarla tam uyumlu değil.
Gençler neye ihtiyaç duyar?
Yaş ilerledikçe uyku ihtiyacı değişir. Bebekler sık sık uyurken, daha büyük çocuklar sadece gece uyur. Geleneksel okul saatleri küçük çocuklar için uygun çünkü onlar daha erken uyuyup erken uyanırlar. Ancak ergenlik döneminde gençlerde “sirkadiyen faz gecikmesi” denilen durum ortaya çıkar. Yani biyolojik saatleri ileri kayar. Bunun nedeni, uyku hormonu melatoninin çocukluk dönemine göre yaklaşık iki saat daha geç salgılanması.
Bu nedenle birçok genç gece 23.00’ten önce uyuyamaz ve sabah 06.00–07.00 gibi kalkmak zorunda kaldığında hala biyolojik olarak “gece” durumunda olur. Tıbbi otoriteler gençlerin gecede 8–10 saat uyumasını önerir. Ancak okul saatlerinin erken başlaması nedeniyle bu uygulanamıyor.
Araştırmalar, erken başlayan okullarda öğrencilerin çoğunun okul gecelerinde yalnızca 6–7 saat uyuduğunu gösteriyor. Kronik uyku eksikliği; dikkat ve hafıza sorunları, sinirlilik, davranış problemleri ve daha yüksek kaygı ile depresyon oranlarıyla ilişkili. Bu da öğrenme ve sağlıklı gelişim için olumsuz bir tablo oluşturur.
Bu sorunu çözmek için liselerde ders başlangıç saatleri daha geç olabilir. Okullar sabit bir başlangıç saati yerine “geliş aralığı” uygulayabilir. Bu süre içinde öğrenciler sessiz çalışma, kahvaltı ya da rehberlik etkinliklerine katılabilir. Resmi dersler başladığında ise en zor ve dikkat gerektiren dersler sabahın ilerleyen saatlerine konulabilir.
Okullar daha esnek öğrenme modellerini de değerlendirebilir. Bazı okullarda kısmi uzaktan eğitim uygulanıyor. Özellikle büyük öğrenciler için günün ilk kısmı çevrim içi ve kendi hızlarında yapılabilecek düşük riskli görevlerle (okuma, kısa testler, tekrarlar) geçirilebilir. Yüz yüze eğitim daha geç başlayabilir. Ancak evden eğitim, internet erişimi ve uygun ortam gerektiriyor. Bu nedenle okullar bu imkanları sağlayacak düzenlemeler yapmalı.
Ayrıca, derslere daha geç başlamak, daha geç bitirmek anlamına gelir. Bu da öğretmenlerin çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesini gerektirir. Öğretmen açığı olan yerlerde bu durum zor olabilir. Çözüm olarak esnek vardiyalar ve topluluk iş birlikleri kullanılabilir.
Ayrıca ulaşım ve günlük rutinlerin değişmesi de bir endişe kaynağı. Ancak ABD’de yapılan çalışmalar, sistemler uyum sağladığında bunun mümkün olduğunu gösteriyor.
Kaynak: The Conversation

