Ana SayfaYaşamKültürBüyük İskender’in kayıp limanı

Büyük İskender’in kayıp limanı

MÖ 4. yüzyılın sonlarında Büyük İskender’in doğu seferleri sırasında kurulan ve antik kaynaklarda Charax Spasinou adıyla anılan Alexandria on the Tigris, Irak’ın güneyinde yürütülen arkeolojik çalışmalar sayesinde kesin olarak tanımlandı.

Konstanz Üniversitesinden araştırmacılar, kentin kuruluş amacının, Dicle Nehri üzerinden Mezopotamya içlerine uzanan nehir taşımacılığı ile Basra Körfezi’ndeki deniz ticaretini tek bir noktada buluşturmak olduğunu belirtiyor. Bu özelliğiyle şehir, antik dünyanın en önemli liman ve dağıtım merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Araştırmalar, kentin rastgele büyümediğini, baştan belirli bir plana göre inşa edildiğini ortaya koyuyor. “Izgara plan” olarak adlandırılan bu sistemde sokaklar birbirine paralel uzanıyor ve sokakların arasında kalan alanlarda büyük yapı grupları yer alıyor. Bu yapı grupları, bugünkü şehirlerde bir mahalle büyüklüğüne denk gelen ve evler, depolar ya da iş yerlerini barındıran “yapı adaları” olarak tanımlanıyor. Bu tür bir planlama, antik dönemde genellikle siyasi ve ekonomik açıdan güçlü kentlerde uygulanıyordu. 

Düzenle inşa edildi

Kentin yerleşim düzeni, kazı yapılmadan gerçekleştirilen jeofizik çalışmalarla ortaya çıkarıldı. Manyetik ölçüm cihazları sayesinde toprağın altındaki duvarlar, yollar, kanallar ve yapı temelleri tespit edildi. Elde edilen veriler, Alexandria on the Tigris’te geniş konut alanlarının yanı sıra tapınaklar, üretim yapılan atölyeler ve kanallarla bağlantılı bir iç limanın bulunduğunu gösteriyor. Bu iç liman, deniz yoluyla gelen malların nehir teknelerine aktarılması için kullanılıyordu. Özellikle Hindistan ve Orta Asya’dan gelen baharat, tekstil ürünleri ve değerli taşların buradan kuzeye, Mezopotamya’nın büyük kentlerine taşındığı düşünülüyor.

Uzmanlar, kentin yaklaşık MÖ 300 ile MS 300 yılları arasında, bölgesel bir metropol ve ticareti yönlendiren ana merkezlerden biri olarak işlev gördüğünü belirtiyor. Ancak zamanla çevresel koşullar değişti. Dicle Nehri’nin yatak değiştirmesi ve Basra Körfezi kıyı çizgisinin güneye doğru ilerlemesi, kentin nehir ve deniz bağlantısını zayıflattı.

Limanın işlevini kaybetmesiyle birlikte ticaret geriledi ve kent MS 3. yüzyıl civarında büyük ölçüde terk edildi. Araştırmacılar, bugünkü Basra kentinin bu ticari mirası devralan yerleşim olduğunu ifade ediyor.

Kaynak: Konstanz Üniversitesi

Son İçerikler