Ana SayfaYaşamÇevreNüfus yaşlanması küresel su tüketimini ‘sessizce’ azaltıyor

Nüfus yaşlanması küresel su tüketimini ‘sessizce’ azaltıyor

Dünyanın 101 ülkesinde farklı seviyelerde su kıtlığı sorunları yaşanıyor. Bunların 49’unda kıtlık son derece yüksek seviyede. Tianjin Üniversitesi ile Çin Bilimler Akademisi’nde yapılan çalışma, nüfus yaşlanmasının küresel ölçekte toplam su kullanımını düşürebileceğini öne sürüyor.

Mikro ölçekte, yaşlı insanların genellikle gençlerden daha az su tükettiği, kadınların genellikle erkeklerden daha az su kullandığı ve tropikal bölgelerde yaşayan insanların ılıman bölgelerde yaşayanlardan daha fazla suya bağımlı olduğu biliniyor. Ancak bu bağlamlar üzerinde ciddi bir araştırma bulunmuyor. Bu sebeple; Çin’de Tianjin Üniversitesi ve Çin Bilimler Akademisi bünyesinde faaliyet gösteren iki laboratuvar, su kıtlığının yaşla bağlantısını araştırdı. 

Araştırmaya göre, doğurganlık oranlarının düşmesi ve yaşam süresinin uzamasıyla hızlanan demografik yaşlanma, küresel su talebini yüzde 15 ile yüzde 31 arasında azaltma potansiyeline sahip. 

Çalışma, yaşlanmanın su kullanımı üzerindeki etkisinin bölgesel olarak büyük farklılıklar gösterdiğini ortaya koyuyor. Etkinin en belirgin olduğu bölgelerin başında Asya geliyor. Araştırmacılara göre, Çin, Singapur, Güney Kore ve Japonya gibi hızla yaşlanan ülkelerde toplam su kullanımının yüzde 42 ile yüzde 62 arasında azalması bekleniyor.

Phys.org’un haberine göre; nüfus yapısı daha genç olan bölgelerde aynı ölçekte bir düşüş gözlenmiyor. Sahra Altı Afrika’nın büyük bölümünde yaşlanma etkisi henüz sınırlı kalırken, su talebi artışı demografik yapıdan ziyade nüfus büyümesi ve tarımsal genişlemeyle şekillenmeye devam ediyor.

Yüzde 2,17 daha az su tüketimi

Sayısal olarak, 65 yaş ve üzeri nüfus oranındaki yüzde 1’lik bir artış, su kullanımında yaklaşık yüzde 2,17’lik bir azalmaya karşılık geliyor. Modellere göre, yalnızca demografik yaşlanmanın etkisi dikkate alındığında bile, 2050 yılına kadar nehirlerden, göllerden ve yeraltı akiferlerinden çekilen toplam su miktarı yüzde 15 ile yüzde 31 arasında daha düşük olabilir. 

65 yaş ve üzeri nüfusun toplam nüfus içindeki payı arttıkça, kişi başına su kullanımı istatistiksel olarak anlamlı biçimde azalıyor. Düşüş yalnızca musluktan akan suyla sınırlı kalmıyor. Gıda tüketimindeki değişim, enerji talebindeki gerileme ve sanayi üretimindeki yavaşlama, doğrudan ya da dolaylı olarak toplam su ayak izini aşağı çekiyor.

Model sonuçları, yaşlanmanın su kullanımı üzerindeki etkisinin ülkelerin gelir düzeyinden, kentleşme oranından ve iklim koşullarından bağımsız olarak gözlemlendiğini ortaya koyuyor. Yani etki, belirli bir bölgeye ya da ekonomik gruba özgü değil; küresel ve yapısal bir özellik taşıyor.

Çalışma, yaşlanmanın su tasarrufu yarattığını iddia etmiyor. Tüketim ve üretim desenleri değişen yaşlı yetişkinlerin su kullanımını yeniden şekillendirdiğini ortaya koyuyor. Daha yaşlı nüfuslar, genellikle daha az seyahat ediyor, daha az sanayi ürünü tüketiyor ve su yoğun faaliyetlere daha sınırlı ölçüde katılıyor. Bu durum, özellikle gıda, enerji ve sanayi üretimi üzerinden hesaplanan dolaylı su kullanımını ciddi biçimde azaltıyor.

Nüfus oranlarında düşüş yaşanıyor

Dünya, azalan doğum oranları ve birçok ülkede artan yaşam beklentileri sonucunda yaşlanan bir topluma doğru ilerliyor. ABD Eyalet Yasama Organları Ulusal Konferansı’nın (NCSL) 2021 verilerine göre; dünyada 65 yaş üstü insan sayısı 1965’te yaklaşık 129 milyon iken, şu anda 750 milyona ulaşıyor. Sayının muhtemelen 2100 yılına kadar 2,5 milyara ulaşması bekleniyor.

Araştırmacılar; son 32 yılda, 168 ülke genelinde 65 yaş üstü nüfusun oranını inceledi. Elde ettikleri verileri, su kıtlığı verileriyle birlikte işlendi. Küresel ölçekte bu ikisi arasında bir bağlantı olduğu görüldü. Araştırmacılar, küresel ve ülke ölçeğinde yapılan 15 ayrı istatistiksel modelle nüfus yaşlanması ile su kullanımı arasındaki ilişkinin güçlü ve tutarlı olduğunu gösteriyor.

Çalışmaya göre, yaşlı nüfus oranındaki artış yalnızca hane içi su kullanımını değil, sanayi, tarım ve enerji üretimi gibi dolaylı su tüketimini de aşağı çekiyor. Bu durum, su stresi yaşayan bölgelerde çevresel baskının kısmen hafiflemesine katkı sağlıyor.

Çalışma yaşlanmanın su kıtlığını ortadan kaldırmayacağını açıkça vurgulasa da demografik yaşlanmanın su kıtlığı ile ilişkilendirilmesi; iklim değişikliği, kentleşme ve teknolojik dönüşümle daha gerçekçi planlama yapılmasını sağlayabilir. 

Kaynak: Water Resources Research

Son İçerikler