Ana SayfaNedenFizikRekor patlamanın ‘görünmez’ gazları

Rekor patlamanın ‘görünmez’ gazları

Eylül 2024’te uzak bir galakside gözlenen ve AT2024wpp kod adıyla kayda geçen kozmik patlama, astronomların evrenin en şiddetli olaylarını anlama çabasında yeni bir dönüm noktası yarattı. Patlamaya dair araştırma 8 Ocak 2026’da NRAO’da yayınlandı. “Whippet” lakabıyla anılan bu olay, “Luminous Fast Blue Optical Transients” yani Türkçe karşılığıyla “parlak, hızlı ve mavi optik geçiciler” (LFBOT) sınıfına giren patlamalar arasında şimdiye kadar görülmüş en parlak örnek oldu. LFBOT’lar, sadece birkaç gün içinde ortaya çıkıp hızla kayboluyor. Normal süpernovadan yüzlerce kat daha parlak olan bu patlamalar, yaklaşık 100 milyar Güneş’in ışık gücüne eşit enerji saçabiliyor.

AT2024wpp ilk kez Kaliforniya’daki Palomar Gözlemevi’nde çalışan Zwicky Transient Facility tarafından fark edildi. Daha sonra NASA’nın Swift uydusu ve Liverpool Teleskobu gibi araçlarla yapılan gözlemler, kaynağın son derece sıcak, mavi renkte ve güçlü X-ışınları yayan bir cisim olduğunu gösterdi. X-ışınları, yüksek enerjili bir elektromanyetik ışınım türü ve genellikle kara deliklerin ya da nötron yıldızlarının çevresindeki şiddetli fiziksel süreçleri işaret ediyor. Bu yüzden, patlamanın arkasında sıradan bir yıldız patlamasından daha farklı bir mekanizma olduğunu düşündü.

Normalde böyle şiddetli olayların çevresinde, yıldızdan kopan gaz ve tozdan oluşan yoğun bir ortam bulunur. Bu gaz, optik ve morötesi ışıkta kimyasal “parmak izleri” denilen spektral çizgiler bırakır. Ancak Hubble Uzay Teleskobu ve diğer gözlemevleriyle yapılan erken gözlemler, AT2024wpp’nin etrafında neredeyse hiç bu tür çizgi olmadığını gösterdi. Bu durum, LFBOT’ların yoğun gaz bulutları içinde oluştuğu yönündeki önceki teorilerle çelişiyordu.

Çözüm, ABD Ulusal Bilim Vakfı’na bağlı Çok Büyük Dizi (VLA) ve ALMA radyo teleskoplarından geldi. Radyo ve milimetre dalga boylarında yapılan gözlemler, patlamanın çevresinde beklenmedik derecede yoğun bir gaz “kozasının” bulunduğunu ortaya koydu. Burada önemli olan şu: X-ışınları, gazdaki atomlardan elektronları kopararak onu “iyonize” eder. İyonize olmuş gaz, optik teleskoplarla görülemez hâle gelir çünkü kimyasal izlerini kaybeder. Ancak radyo teleskopları, serbest kalan bu enerjik elektronları algılayabildiği için görünmez gibi duran gazı ortaya çıkarabilir.

Veriler, şok dalgasının ışığın beşte biri hızla bu yoğun gaza çarptığını ve yaklaşık altı ay sonra bu alanın dışına çıktığını gösterdi. Bu da patlamanın, yıldız daha önce parçalı olarak dış katmanlarını kaybederken oluşan kalın bir gaz kabuğu içinde gerçekleştiğini düşündürüyor.

Gelgit kopmasının işaretleri 

Bütün bulgular bir araya getirildiğinde, AT2024wpp’nin büyük bir kara deliğin yakınındaki büyük bir yıldızı parçalanması sonucu oluştuğu sonucu ortaya çıkıyor. “Gelgit kopması” olarak adlandırılan süreçte, kara deliğin aşırı çekim gücü yıldızı uzatıp dağıtır. Yıldızdan kopan madde kara deliğin etrafında dönen sıcak bir disk oluşturur ve diskten güçlü rüzgarlar çıkar. Rüzgarlar, önceden var olan gaz kabuğuna çarpınca hem radyo dalgalarında hem de X-ışınlarında parlak bir patlama görülür.

Olay zayıflarken Keck, Magellan ve Çok Büyük Teleskop gibi tesisler, hidrojen ve helyum çizgilerinin yavaş yavaş ortaya çıktığını da saptadı. Bu, gazın bir kısmının patlamadan sağ çıkmış olabileceğini ve belki de yıldızın çekirdeği ya da sistemdeki başka bir yıldızdan gelen bir akış olduğunu ima ediyor. AT2024wpp, bu yönüyle LFBOT’ların gizemini çözmek için en uygun adaylardan biri.

Kaynak: National Radio Astronomy Observatory

Son İçerikler