Ana SayfaNedenBiyolojiHayvan refahı ihlali: Ünlüler köpeklerini klonluyor 

Hayvan refahı ihlali: Ünlüler köpeklerini klonluyor 

Dolly adlı koyun ile 1997’de başlayan klonlama çağı, artık evcil hayvan sahiplerinin de kapısını çalıyor. Yitirilen bir dostun acısını dindirmek veya özel bir bağı sürdürmek umuduyla, bazı ünlüler ve varlıklı insanlar, köpeklerini ve kedilerini klonlatmayı tercih ediyor ancak bu teknoloji, basit bir kopyalama işleminden çok daha fazlasını ifade ediyor. Genetik olarak aynı olsalar da, kişilikleri ve görünümleri farklı olabilen klonlar, süreçte kullanılan hayvanların refahı, yüksek başarısızlık oranları ve ciddi etik sorularla birlikte geliyor.

Amerikan futbolu oyuncusu Tom Brady ve oyuncu Barbra Streisand gibi ünlülerin evcil köpeklerini klonladıkları bildirildi. Bu haberlerin ardından birçok evcil hayvan sahibi, çok sevdikleri hayvanlarının da klonlanıp klonlanamayacağını merak etti. 

(Instagram/@tombrady)

Evcil hayvanların klonlanması kişi ile evcil hayvan arasındaki derin bağı canlı tutmanın bir yolu olarak görülebiliyor. Öte yandan, klonlama sadece pahalı olmakla kalmıyor, aynı zamanda klonlar için potansiyel sağlık ve refah riskleri de taşıyor. Ayrıca, klonlanmış evcil hayvanınızın kişilik, davranış ve görünüm olarak orijinalinize hiç benzememe ihtimali de oldukça yüksek.

Memelilerin klonlanmasının hikayesi 

Klonlama, genetik olarak özdeş canlılar oluşturma sürecine deniyor. Temel yöntem “somatik hücre çekirdeği transferi” şeklinde; bir yetişkin hayvanın vücut hücresinin çekirdeği, çekirdeği alınmış bir yumurta hücresine aktarılıyor. Elektriksel uyarıyla embriyo oluşumu sağlanıyor ve embriyo bir taşıyıcı anneye yerleştiriliyor. 

İlk omurgalı klon, 1960’ların başında klonlanan Afrika pençeli kurbağasıydı. 1996’da tarihi bir dönüm noktası yaşandı. İskoçya’daki Roslin Enstitüsünden bilim insanları, yetişkin bir koyundan alınan somatik hücreyle dünyanın ilk klon memelisi Dolly’i geliştirdi (1997’de duyuruldu). Bu başarı, yetişkin hücrelerin tüm bir organizmayı oluşturabileceğini kanıtlayarak biyoteknolojide yeni bir çağ açtı. Dolly’yi takip eden yıllarda sığır, domuz, kedi, köpek gibi birçok hayvan türü başarıyla klonlandı. 

Dolly

İnsan klonlaması söz konusu olduğunda, 2004’te Güney Koreli araştırmacı Woo Suk Hwang’ın insan embriyosu klonladığı iddiası daha sonra sahtekarlık olarak duyuruldu. 2013’te ise Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesinden Shoukhrat Mitalipov liderliğindeki ekip, insan embriyonik kök hücrelerini üretmek amacıyla insan somatik hücre çekirdeği transferini başarıyla gerçekleştirdiğini (terapötik klonlama) ileri sürdü. 

Hayvan klonlaması yapılırken, insan klonlaması ise etik, sosyal ve teknik engeller nedeniyle büyük ölçüde yasaklanmış ve kabul görmemiş durumda. Hayvan klonlama özellikle tarım, tıbbi araştırma ve nesli tükenmekte olan türlerin korunması alanlarında kullanılıyor. 

Klonlamanın amacı ne? 

Klonlamada temel ilke, bir organizmanın genetik olarak tıpatıp aynısını yapmak. Tıpkı tek yumurta ikizlerinin aynı genetik profile sahip olması gibi, hayvan klonları da genetik materyalin alındığı “ebeveyn” hayvanla genetik olarak aynı.

Hayvan klonlama işlemine somatik hücre nükleer transferi (SCNT) deniyor. Tek bir hücrenin çekirdeğinden alınan genetik materyal, çekirdeği çıkarılmış bir yumurta hücresine aktarılıyor. Doğru koşullar altında, bu yumurta hücresi daha sonra yeni bir organizma (klon) haline gelişebiliyor. Evcil hayvan klonları için, işlem görmüş yumurta, klonu taşıyacak ve doğuracak olan dişi bir taşıyıcı anneye aktarılması gerekiyor.

Biyologlar bir asırdan fazla süredir hayvanları klonlamayı denese de başarı çok yavaş. Bugün bile, hayvan klonlamanın başarı oranı sadece yaklaşık yüzde 16 olarak açıklanıyor. Üstelik, klonlamadan beklenti tıpatıp aynısı olurken bu her zaman gerçekleşmiyor. Çünkü bir hayvanın davranışı çoğaltılamaz. 

Belirli hayvan ırkları ortak özelliklere sahip olsa da, kişilikleri aynı zamanda yaşam deneyimlerinin ve çevresel maruziyetlerinin bir sonucu oluyor. Bunların hepsi genlerin aslında nasıl işlediğini de etkiliyor. Bu nedenle, klonlanmış evcil hayvanlar için tam olarak aynı annesel etkileri, yetiştirilme tarzını, rutinleri ve yaşam koşullarını sağlamadığınız sürece, orijinal evcil hayvanınızla tam olarak aynı şekilde davranmaları pek olası görünmüyor. 

Klonlanmış hayvanların fiziksel görünümü bile orijinal genetik donörden farklı olabiliyor. Bu, gen ifadesinin bir sonucu. Yani bir klonun kürk renginin “ebeveynden” farklı olabileceği anlamına geliyor. Örneğin, ilk klonlanan kedi “CC”nin genetik donörü bir calico (üç renkli tekir) idi ancak klonun kürkü kahverengiydi.

Etik tartışmalar 

Evcil hayvan klonlama aynı zamanda önemli etik kaygıları da beraberinde getiriyor. Evcil hayvanlar, klon üretimi için ölümlerinden önce veya sonra genetik materyallerinin alınmasına onay veremez. 

Doku örnekleri, gelecekteki klonlama potansiyeli için canlı bir evcil hayvandan alınacaksa, süreç acılı olabilir. Ayrıca örneklerin kriyojenik olarak saklanması için aylık depolama ücreti de mali yük getirir. 

Klonlama, nesli tükenmekteki türlerin korunması projelerini desteklemek ve ekonomik değeri yüksek hayvanların tarımsal üretimi için faydalı olabilirken, aynı durum evcil hayvanlarımız için geçerli değil. 

SCNT işlemi, dişi hayvanlardan yumurta toplanmasını kapsar ki bu invaziv olabilir, hormon tedavisi ve ameliyat gerektirir. Taşıyıcı anneler için gebelik ve doğum bile sorunlu olabilir; gebelik kaybı, doğum anormallikleri ve yavru kaybı oldukça yaygın. Ancak bu, doğal üremede de görülür. Ayrıca, yumurta bağışçılarının ve taşıyıcı dişilerin bakımı ve refahı, klonlama süreci boyunca dikkatle değerlendirilmeli. 

Klonlanmış hayvanlar için potansiyel sağlık sorunları da bulunuyor. Theriogenology’de yayınlanan bir araştırma, klonlanmış domuz yavrularının yüzde 48’inin yaşamın ilk ayında öldüğünü, sığır klonlarının ise topallık ve tendon sorunları dahil olmak üzere kas-iskelet sorunları yaşadığını öne sürdü. 

Bazı ilk bulgular, klonların erken osteoartrit riskinin arttığını da gösterdi ancak daha yakın tarihli çalışmalar doğru olmayabileceğini iddia etti. Klonların sayısı arttıkça sağlıklarına ilişkin daha fazla bilgi edinebiliriz.

Öte yandan, evcil hayvanın herhangi bir genetik hastalığı varsa veya genetiği nedeniyle bir hastalık riskini daha yüksek taşıyorsa, klonları da bu mirası alacak. Uzun vadeli hayvan refahı için klonlama kararında dikkatli değerlendirme yapılması gerektiğini gösteriyor. 

Maliyet de önemli bir endişe kaynağı; klonlama işlemleri genellikle 50 bin doların (2 milyon 122 bin Türk Lirası) üzerinde bir maliyete sahip. Bu paranın, örneğin yuva arayan barınaktaki hayvanlar için daha öncelikli bir ihtiyaç olduğu tartışmaları sürüyor. 

Kaynak: Reuters, The Conversation 

Son İçerikler