Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Birleşmiş Milletler tarafından 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında yeni bir rapor yayımlandı. Raporda, kadına yönelik şiddetin, yeterince ele alınmamış insan hakları krizlerinden biri olmaya devam ettiği, son yirmi yılda çok az ilerleme kaydedildiği vurgulandı.
Raporda DSÖ ve BM araştırmacıları, 2000-2023 arası 168 ülkeden toplanan verileri analiz etti. Bir önceki rapor, 2021 tarihliydi ve 2018’e kadar olan dönem incelendi.
Rapora göre, her 3 kadından 1’i (840 milyon kadın) hayatı boyunca eşi veya partneri tarafından cinsel şiddete maruz kaldı. Üstelik bu sayı, 2000 yılından bu yana neredeyse hiç değişmedi.
Sadece son 12 ayda, 316 milyon kadın (15 yaş ve üstü kadın nüfusunun yüzde 11’i) yakın bir partneri tarafından fiziksel veya cinsel şiddete maruz kaldı. Yakın partner şiddetini azaltma konusundaki ilerleme son derece yavaş olurken, son 20 yılda yıllık sadece yüzde 0,2’lik bir düşüş kayıtlara geçti.
Öte yandan rapora göre, 263 milyon kadın 15 yaşından itibaren partnerleri hariç biri tarafından cinsel şiddete uğradı. Uzmanlar, damgalanma ve korku nedeniyle yaşadığı istismarı bildirmeyen çok daha fazla kişi olduğunu tahmin ediyor.
DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, kadına yönelik şiddete ilişkin açıklamalarda bulundu. Ghebreyesus, “Kadına yönelik şiddet, insanlığın en eski ve en yaygın adaletsizliklerinden biri ancak yine de en az harekete geçilen sorunlarından olmaya devam ediyor. Nüfusunun yarısı korku içinde yaşarken, hiçbir toplum kendine ‘adil’, ‘güvenli’ veya ‘sağlıklı’ diyemez.” şeklinde konuştu.
Sözlerinin devamında ise, bu şiddeti sona erdirmenin sadece bir politika meselesi olmadığını, onur, eşitlik ve insan hakları meselesi olduğunu vurguladı. Ayrıca, kadınları ve kız çocuklarını güçlendirmenin isteğe bağlı değil, barış, kalkınma ve sağlık için bir ön koşul olduğunun da altını çizdi.
Uzmanlar, kadına yönelik şiddeti önlemek için etkili stratejilerin kanıtlarla ortaya konulmasına rağmen, insani acil durumlar, teknolojik değişimler ve artan sosyo-ekonomik eşitsizlik milyonlarca kadın ve kız çocuğu için riskleri artırırken fonların azalmaya başladığını aktardı. Örneğin, 2022’de küresel kalkınma yardımlarının sadece yüzde 0,2’si kadına yönelik şiddetin önlenmesine odaklanan programlara ayrıldı ve 2025’te fonlar daha da düştü.
Riskler ve yardımlar
Şiddete maruz kalan kadınlar istenmeyen gebelikler, cinsel yolla bulaşan enfeksiyon kapma ve depresyon yaşama riskiyle karşı karşıya. Cinsel ve üreme sağlığı hizmetleri, hayatta kalanların ihtiyaç duydukları yüksek kaliteli bakımı almaları için önemli bir nokta.
Rapor, kadına yönelik şiddetin erken başladığı ve risklerin yaşam boyu devam ettiği gerçeğinin altını çiziyor. Örneğin, sadece son 12 ayda, 15-19 yaş arasındaki ergen kızların yüzde 16’sı, yani 12,5 milyon ergen kız yakın bir partnerinden fiziksel ve/veya cinsel şiddet gördüğünü bildirdi.
Şiddet her ülkede yaşanırken, en az gelişmiş, çatışmalardan etkilenen ve iklim değişikliğine karşı savunmasız bölgelerdeki kadınlar orantısız bir şekilde etkileniyor. Okyanusya’da (Avustralya ve Yeni Zelanda hariç) geçtiğimiz yıl yüzde 38’lik bir yakın partner şiddeti yaygınlığı kaydedildi; bu, küresel ortalamanın (yüzde 11) üç katından fazla.
Sorumluluk çağrısı
Hiç olmadığı kadar çok ülke politikalara rehberlik etmek için veri toplamakta ancak özellikle partner dışı cinsel şiddet, yerli kadınlardan, göçmenlerden ve engelli kadınlardan gelen verilerde ciddi boşluklar bulunuyor.
Bununla birlikte, siyasi kararlılığın olduğu ülkelerde ilerleme sağlandı. Örneğin, Kamboçya, aile içi şiddet mevzuatını güncelleyecek, hizmet sunumunu, kalitesini ve erişimini iyileştirecek, sığınakları yenileyecek ve özellikle ergenlerle önleme çalışmalarını teşvik etmek için okul ve topluluklarda dijital çözümlerden yararlanacak ulusal bir proje uyguluyor.
Küresel ilerlemeyi hızlandırmak ve etkilenen kadınların ve kız çocuklarının yaşamlarında anlamlı bir değişim sağlamak için rapor, hükümetlerin kararlı adımlar atmasını ve şu konularda finansman sağlamasını talep ediyor:
- Kanıta dayalı önleme programlarını yaygınlaştırmak
- Mağdur merkezli sağlık, hukuk ve sosyal hizmetleri güçlendirmek
- İlerlemeyi izlemek ve en fazla risk altındaki gruplara ulaşmak için veri sistemlerine yatırım yapmak
- Kadınları ve kız çocuklarını güçlendiren yasa ve politikaları uygulamak.
Bölgesel ve ülke tahminleri
Raporda bölgesel veriler şu kategorilere ayrıldı: Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi (SKH) bölgeleri, WHO bölgeleri, Küresel Hastalık Yükü (GBD) bölgeleri, UNFPA bölgeleri ve UNICEF bölgeleri. Ayrıca 168 ülke ve bölge için 15-49 yaş arası kadınlara ilişkin veriler de sunuldu. Raporda, hem yaşam boyu hem de son 12 aylık tahminlere ilişkin veriler ortaya kondu.
Birleşmiş Milletler SKH bölgesel ve alt bölge sınıflandırmaları arasında, evli/birlikte yaşayan 15 yaş ve üstü kadınlarda son 12 aylık yakın partner şiddeti yaygınlık oranları, en yüksekten en düşüğe doğru aşağıdaki gibi sıralanıyor:
- Okyanusya (Avustralya ve Yeni Zelanda hariç) — %38
- Güney Asya — %19
- Orta ve Güney Asya — %18
- En Az Gelişmiş Ülkeler — %18
- Sahra Altı Afrika — %17
- Gelişmekte Olan Küçük Ada Devletleri — %17
- Kuzey Afrika — %16
- Kuzey Afrika ve Batı Asya — %14
- Okyanusya (Avustralya ve Yeni Zelanda dahil) — %13
- Doğu ve Güneydoğu Asya — %8
- Latin Amerika ve Karayipler — %7
- Avrupa ve Kuzey Amerika — %5
“Kadınlara Yönelik Yakın Partner Şiddeti ve Kadınlara Yönelik Partner Dışı Cinsel Şiddetin Küresel, Bölgesel ve Ulusal Yaygınlık Tahminleri, 2023” (Global, regional and national prevalence estimates for intimate partner violence against women and non-partner sexual violence against women, 2023) başlıklı rapor, Dünya Sağlık Örgütü ve UNDP-UNFPA-UNICEF-WHO-Dünya Bankası İnsan Üremesi Araştırma, Geliştirme ve Araştırma Eğitimi Özel Programı (HRP) tarafından, BM Kadına Yönelik Şiddet Tahmini ve Veri Kuruluşlararası Çalışma Grubu adına ve grupla birlikte geliştirildi.
Rapor, güncellenmiş rehberlik sunan, “Kadınlara Saygı: Kadına Yönelik Şiddeti Önleme Çerçevesi”nin (RESPECT Women: preventing violence against women framework) ikinci baskısının tanıtımıyla yayınlandı.
Kaynak: Dünya Sağlık Örgütü

