Ana Sayfaİş DünyasıDünyaTrump’ın Grönland’ı isteme nedeni helyum-3 mü? 

Trump’ın Grönland’ı isteme nedeni helyum-3 mü? 

Grönland’daki jeotermal kaynaklardan Minnesota’nın derinliklerine, hatta Ay’ın tozlu yüzeyine kadar uzanan büyük bir keşif yarışı yaşanıyor. Değeri kilogram başına 18-20 milyon doları bulan helyum-3 izotopu, temiz enerjinin geleceği ve kritik teknolojiler için küresel güçlerin stratejilerini şekillendiriyor. Peki, bu değerli gaz nedir ve neden birdenbire dünyanın dikkatini çekti?

Helyum-3, helyum elementinin radyoaktif olmayan, hafif ve kararlı bir izotopu. Çekirdeğinde iki proton ve bir nötron bulunur. Evrende ilkel (primordial) kabul edilen bu izotop, Güneş Sistemi’nin oluşumundan bu yana varlığını sürdürüyor. Kimyasal olarak sıradan helyumla benzer özellikler gösterse de, çekirdek yapısı nedeniyle nükleer fizik ve ileri teknolojiler açısından kritik önem taşıyor. 

Helyum-3’ü bu kadar değerli yapan, nükleer füzyon enerjisi potansiyeli. Günümüzde kullanılan nükleer santraller uranyum çekirdeklerini parçalayan fisyon tepkimelerine dayanırken, füzyon daha hafif atomların birleşmesiyle enerji üretmeyi amaçlıyor. 

Helyum-3

Füzyon çalışmalarında yaygın olarak döteryum ve trityum kullanılır ancak bu tepkimeler yüksek miktarda nötron üretir ve yoğun radyasyonu da beraberinde getirir. Döteryum–helyum-3 füzyonu ise çok daha az nötron üreten bir alternatif olarak değerlendiriliyor. Yani, neredeyse sıfır atıklı, son derece verimli ve temiz bir enerji kaynağı olabilir. Sadece 17.5 kilogram helyum-3’ün, 1000 kilowatt gücündeki bir santralin bir yıllık elektrik ihtiyacını karşılayabileceği iddia ediliyor. 

Bu hesaplamalara karşın, helyum-3 tabanlı füzyonun henüz deneysel aşamayı tamamlamış, çalışan bir enerji teknolojisi olmadığını hatırlatalım. Literatürde dile getirilen yüksek verim ve “temiz enerji” iddiaları, ideal koşullar altında yapılan teorik hesaplara dayanıyor. Şu anda helyum-3, geleceğin olası bir enerji kaynağı olarak görülse bile kısa vadede ticari enerji üretimi sağlaması mümkün değil. 

Dünyada neredeyse yok ama Ay’da bol bir hazine

Sorun şu ki, helyum-3, Dünya’da çok nadir bulunuyor. Atmosferde bulunan helyumun ezici çoğunluğu, uranyum ve toryum gibi ağır elementlerin radyoaktif bozunmasıyla oluşan helyum-4. Dünya atmosferinde yaklaşık bir milyon helyum-4 atomuna karşılık yalnızca bir helyum-3 atomu bulunduğu tahmin ediliyor. 

Mevcut helyum-3 arzının büyük kısmı, nükleer silah stoklarında bulunan trityumun bozunmasından elde ediliyor. Bu da arzı hem sınırlı hem de siyasi açıdan hassaslaştırıyor. 

Lunar Orbiter 1 görevi (NASA)

Gerçek hazine Ay’da yatıyor. Gezegenimizin uydusu Ay’ın atmosferi olmadığı için, milyarlarca yıldır Güneş rüzgarlarıyla taşınan helyum-3, Ay toprağında (regolit) birikti. Ölçümlere göre, Ay toprağındaki helyum-3 konsantrasyonu milyarda 10–20 parçacık seviyesinde; yani, Dünya’daki herhangi bir doğal ortamdan daha yüksek. 

Bazı araştırmacıların iddiasına göre, Ay’daki helyum-3 miktarı küresel enerji ihtiyacını 10 bin yıl boyunca karşılayabilecek seviyede. Ancak Ay’daki helyum-3’ü çıkarmak ve işlemek, hem lojistik hem de ekonomik açıdan çok zor. Bu nedenle de Dünya üzerindeki iki önemli keşif, oyunun kurallarını değiştirebilir.

Kuzey Minnesota: Ay seviyesinde konsantrasyon

ABD’nin Minnesota eyaletinin kuzeyindeki Topaz Projesi, 2025 yılı başlarında bilim dünyasının ilgisini çeken bir keşfe ev sahipliği yaptı. Bölgede yapılan sondajlarda, Dünya’da son derece nadir görülen helyum-3 gazının tespit edildiği ileri sürüldü. 

Daha da çarpıcı olan, keşfedilen gazın konsantrasyonuydu; milyarda 14,5 parçacık (ppb) olduğu hesaplandı. Bu oran, NASA’nın Apollo görevleriyle Ay’dan getirdiği örneklerde ölçülen en yüksek değerlere (yaklaşık 15 ppb) oldukça yakın. 

Önemli bir diğer bulgu ise, farklı örneklerde helyum-3/helyum-4 izotop oranının sabit çıkması. Bu, gazın radyoaktif bozunma ürünü olmadığını; tek, derin ve istikrarlı bir yeraltı kaynağından geldiğinin işareti. Bulgular, helyum-3’ün ilksel ya da derin jeolojik kökenli olabileceğini gösteriyor. Keşif, helyum-3’ün yalnızca Ay’a özgü bir kaynak olmayabileceğini ve Dünya’da da çok nadir koşullar altında birikebildiğini göstermesi açısından büyük önem taşıyor. 

Gazın kullanım alanları arasında kuantum bilgisayarların aşırı soğutulması, nükleer güvenlik için nötron dedektörleri ve manyetik rezonans görüntüleme (MRI) gibi tıbbi teknolojiler bulunuyor.

Trump’ın Grönland tutkusunun kaynağı ne? 

Bu bilimsel gelişmeler yaşanırken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland ile ilgili tekrarladığı iddialar, konuyu jeopolitik bir gerilim alanına taşıdı. Geçtiğimiz günlerde gazetecilere yaptığı açıklamada Trump, “Ulusal güvenlik açısından Grönland’a ihtiyacımız var” dedi ve adanın “Rus ve Çin gemileri ile çevrili olduğunu” iddia etti.

Trump’ın üst düzey danışmanı Stephen Miller, açıklamaları daha da sertleştirerek, “Grönland’ın geleceği konusunda kimse ABD ile askeri olarak savaşmayacak” ifadelerini kullandı. Bu söylemler, Danimarka ve bölge ülkelerinden sert tepkiler aldı. Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, ABD’nin iddialarını “saçmalık” olarak nitelendirdi.

Trump (AA)

Trump’ın, ikinci kez ABD başkanı olmadan önce de dile getirdiği Grönland konusundaki ısrarının arkasında sadece ülkenin stratejik önemi yatmıyor. Grönland’ın, ileri teknoloji ürünlerinde kullanılan ve Çin’in pazarı domine ettiği nadir toprak elementleri açısından zengin bir kaynak olabileceği düşünülüyor. Ancak belki de daha az bilinen bir hazine daha var; o da helyum.

2023 yılında Nature’da yayınlanan bir makaleye göre, Kanada’nın Baffin Adası’ndaki volkanik kayalarda, bu nadir helyum türü “helyum-3” tespit edildi, hem de yüksek miktarlarda. Keşif, bu gazın Dünya’nın çekirdeğinden sızdığı ve binlerce yıldır sızmaya devam ettiği teorisini güçlü bir şekilde destekliyor. 

Makalenin yazarları, “Baffin Adası lavlarından elde edilen olivinlerde (mineral), karasal magmatik kayalarda şimdiye kadar ölçülen en yüksek magmatik 3He/4He oranını (atmosferik oranın 67,2 ± 1,8 katı) rapor ediyoruz.” ifadesini kullandı. 

Peki, Baffin Adası nerede? Grönland’ın komşusu, hemen yanı başında. Baffin Adası’ndaki helyum-3 keşfinin, Trump’ın Grönland’ı isteme nedenlerinden biri olduğu iddia ediliyor. 

Pulsar Helium’ın Tunu projesi

Bu noktada devreye Pulsar Helium şirketinin Grönland’ın doğusundaki Tunu Projesi devreye giriyor. Proje, dünyada helyum kıtlığı yaşandığı bir dönemde Avrupa’nın en umut verici “birincil helyum” fırsatlarından biri olarak görülüyor.

Tunu Projesi’nin en dikkat çekici yanı, “çift fayda” senaryosu sunması. Eylül 2025’te Sproule-ERCE tarafından tamamlanan Ön Fizibilite Çalışması, bölgede 80-130°C sıcaklığa sahip aktif bir jeotermal sistem olduğunu doğruladı.

En iyi senaryoda, bu jeotermal kaynaktan elde edilecek enerjiyle hem yakındaki Ittoqqortoormiit kasabasının tüm elektrik ihtiyacı karşılanabilecek, hem de helyum ayrıştırma tesisi için fazladan güç sağlanabilecek. Helyum üretimi açısından ise günde yaklaşık 350 bin fit küp (Mcf) geri kazanım öngörülüyor.

Şirket, 2022’de bölgedeki kaplıcalardan aldığı numunelerde yüzde 0.8’e varan helyum konsantrasyonları tespit etmişti ki bu, Avrupa’da ölçülen en yüksek değerlerden biri. Projenin ekonomik görünümünü daha da güçlendiren bir gelişme ise 2026’da inşasına başlanacak yeni bir havaalanı. Ittoqqortoormiit’e yapılacak bu havaalanı, bölgeye yıl boyu erişimi mümkün kılarak lojistiği büyük ölçüde iyileştirecek.

Helyum-3 bulunacak mı? 

Grönland (Freepik)

Peki, Tunu Projesi’nde helyum-3 bulunabilir mi? Bu sorunun cevabı henüz net değil. Şirketin şu ana kadar yayınladığı resmi veriler ve fizibilite çalışmaları, genel “helyum” potansiyelinden bahsediyor ve helyum-3 ile helyum-4 ayrımına gitmiyor. Ancak Pulsar Helium’ın aynı zamanda Minnesota’daki Topaz Projesi’nde helyum-3 keşfini yapan şirket olması, uzmanlığının bu alanda olduğunu gösteriyor.

Grönland’daki projenin jeolojisi, helyum açısından umut verici. Proje sahası, Dünya’nın en eski granitik kayalarından bazılarına ev sahipliği yapıyor ki bu tür kayalar helyum için mükemmel bir kaynak kabul ediliyor. Şirket, 2024’te gerçekleştirdiği pasif sismik araştırmada, yüzeydeki sıcak su kaynakları ve büyük bir fay sistemi ile örtüşen, 50-200 metre derinlikte iki belirgin düşük hız anomalisi tespit etti. Bu anomaliler, helyumca zengin sıvıları depolayabilecek ve taşıyabilecek çatlaklı rezervuarlar olarak yorumlanıyor.

Geleceğin enerji haritası şekilleniyor

Sonuç olarak, helyum-3 ve genel helyum kaynakları için yürütülen bu küresel yarış tüm hızıyla devam ediyor. Bilimsel keşifler ve siyasi çatışmalar, enerji bağımsızlığı, teknolojik üstünlük ve jeopolitik nüfuz mücadelesinin kesiştiği kritik bir alan.

Minnesota’daki keşif, Dünya’da şimdiye kadar bilinmeyen bir kaynağın kapısını araladı. Grönland’daki Tunu Projesi ise, temiz enerji ile kritik bir kaynağın üretimini birleştiren sürdürülebilir bir model sunuyor. 

Trump’ın Grönland vurgusu, bu kaynakların artık sadece ekonomik değil, aynı zamanda ulusal güvenlik perspektifiyle de ele alındığını gösteriyor.

Ay’daki devasa rezervler henüz bilim-kurgu olmaya devam ederken, Dünya üzerindeki bu yeni keşifler, geleceğin enerji haritasını şimdiden yeniden çizmeye başladı. Peki, bu değerli kaynak, insanlığın ortak refahı için mi kullanılacak, yoksa yeni bir küresel rekabet ve gerilim alanına mı dönüşecek? 

Kaynaklar: Geology for Investors, Nasdaq, CNN International, Pulsar Helium 

Son İçerikler