Yoğun bir çalışma veya eğitim döneminin ardından nihayet tatile çıktığınızda ya da hafta sonunu dinlenmeye ayırdığınızda, beklenmedik bir şekilde kendinizi hasta hissediyor musunuz? Halk arasında buna “tatil biter bitmez hastalanma sendromu” denirken, uzmanlar ise “boş zaman hastalığı” ya da “hayal kırıklığı etkisi” (let-down effect) diyor. Bilimsel çalışmalar, boş zaman hastalığının arkasında birkaç önemli faktörün bulunduğuna dikkati çekiyor.
Çalışmalar kısıtlı olsa da “boş zaman hastalığı” terimi, 2002 yılında Hollandalı araştırmacıların “Boş Zaman Hastalığı: Yaygınlığı, Fenomenolojisi ve Arka Planı Üzerine Bir Pilot Çalışma” başlıklı çalışmasında ortaya atıldı. Terim, çalışma dönemlerinde nadiren hastalanan, hafta sonlarında veya tatillerdeyse nispeten sık hastalanan kişileri ifade ediyor.
Bin 893 kişiyle yürütülen anket çalışmasında yaklaşık yüzde 3’lük kesim bu olguyu yaşadığını bildirdi. Belirtiler tipik olarak baş ağrısı, yorgunluk, soğuk algınlığı, grip, kas ağrısı ve mide bulantısı şeklinde. Bu kişiler, hafta sonlarına kıyasla tatilde enfeksiyon kapmaya daha yatkın olurken, belirtiler daha çok tatilin ilk haftasında ortaya çıkıyordu. Ancak araştırmanın sadece insanların hatırladıkları bilgilerle yapılması çalışmanın en büyük eksik yönü. Ayrıca boş zaman hastalığının tanımı da belirsiz kaldı. Yani, hastalığın zamanlamasına ilişkin net bir görüş kabul edilemedi.
2014’teki başka bir çalışma, düzenli olarak migren yaşayan 22 katılımcıdan stres seviyelerini ve migren başlangıçlarını bir günlüğe kaydetmelerini isteyerek “let-down baş ağrılarını” inceledi. İlk bakışta mantıksız gibi görünse de stresi azaltmak migreni tetikliyor gibiydi. Katılımcılar bir gün streslerinde azalma kaydettiklerinde sonraki 24 saat içinde migren geliştiriyorlardı.
Öte yandan, bazı vakalarda felçlerin de hafta içine kıyasla hafta sonlarında daha yaygın olduğuna ilişkin kanıtlar mevcut. Bunun net bir nedeni olmazken, hafta sonlarındaki yaşam tarzı değişikliklerinin felci tetikleyebileceği öne sürüldü.
Boş zaman hastalığına ilişkin teoriler
Boş zaman hastalığı üzerine araştırmalar oldukça yetersiz ancak hastalığın kaynağına ilişkin çeşitli teoriler var. Bazı araştırmacılara göre, insanların tatillerde seyahat etmesi ve uçak gibi kapalı, kalabalık alanlarda oturması hastalığı tetikliyor. Çünkü, mikroplara maruziyet artıyor. Uzak yerlere seyahat etmek, bağışıklığımız düşükse mikrop türlerine maruz kalmamıza da neden olabiliyor.
Tatillerde insanların daha fazla alkol tüketmesi de bağışıklık fonksiyonunu azaltabiliyor ve hastalıklara kapı aralıyor.
Bir başka teoriye göre ise, işte meşgul olmak, dikkatimizin dağılmasına ve semptomlara daha az odaklanmamıza neden oluyor. İzin günlerinde kas ağrısı veya baş ağrısı gibi semptomlar daha belirgin hale gelebiliyor ve bu ağrıları işe bağlayamıyoruz. Dolayısıyla hastalığı daha çok fark ediyoruz.
Stres ve bağışıklık sistemi arasında karmaşık bir ilişki bulunuyor. Stres, sempatik sinir sistemini harekete geçiriyor ve vücudumuzun adrenalin ve kortizol gibi hormonlar salgılamasına neden oluyor. Kronik stres, kortizol seviyelerimizin yüksek seviyelerde sürekli kalması demek. Zamanla bu, bağışıklık hücrelerimizin enfeksiyona ne kadar iyi tepki verdiğini azaltır, bu nedenle virüs veya bakterilerle temas edersek hastalanma olasılığımız daha da yükselir.
Bununla birlikte, kısa vadede, hem adrenalin hem de kortizol aslında bağışıklık sisteminin bazı bölümlerinin ne kadar iyi çalıştığını artırabilir. Bu da, akut stresin geçici olarak enfeksiyona karşı direncimizi iyileştirebileceği anlamına geliyor; bu yüzden meşgul ve stresli hissedebilir ama hastalanmayabiliriz. Kortizolün anti-inflamatuar özellikleri de ağrıyı hafifletebilir.
Akut stres durduğunda ani bir geçiş yaşanabilir; örneğin, uzun çalışma süreleri sonunda dinlenme şansı bulduğumuzda. Bu durumda, artık geçici bağışıklık artışından veya kortizolün ağrı kesici etkisinden faydalanamayız. Tam da bu noktada hastalanabilir ve baş ağrısı, kas ağrısı gibi semptomlar hissedebiliriz.
Hastalıktan kaçmak mümkün mü?
Boş zaman hastalığının nasıl ortaya çıktığı veya hastalığa neyin sebep olduğu hala bilinmiyor. Ancak hareket etmek, kaliteli uyku, sağlıklı beslenmek ve meşgul olduğunuzda bile dinlenmeye fırsat ayırmak bağışıklık sisteminizi güçlendirmeye yardımcı olabilir.
Finlandiya’da yapılan bir araştırma, fiziksel olarak hareketsiz olan 4 binden fazla kamu çalışanını inceledi. Düzenli egzersize, özellikle de yoğun egzersize başlayanların, hareketsiz kalanlara göre daha az hastalık izni kullandığı görüldü.
Kronik stres ile çoklu kronik hastalıklar arasındaki bağlantı göz önüne alındığında, işyeri kaynaklı stresi yönetmek de mantıklı olabilir. Meditasyon, farkındalık ve rahatlama tekniklerinin stresi azaltmaya yardımcı olduğuna dair güçlü kanıtlar bulunuyor.
Ayrıca araştırmacılar, tatilde solunum yolu enfeksiyonu riskini azaltmak için mevsimsel grip aşısı olmayı, yolculuklarda maske kullanmayı öneriyor.
Kaynak: 2N News, The Conversation

