Finlandiya’daki Aalto Üniversitesinden bir grup araştırmacı, ağ teorisi ve geliştirdikleri yeni bir algoritmayı kullanarak, sosyal medyada toplumsal kutuplaşmaya en fazla etki eden aktörleri tespit etmeyi başardı. X verilerini inceleyen ekip, kullanıcıları “elitler” ve “kitle” olarak sınıflandırdı. Toplam kullanıcıların içinde çok küçük bir yüzdeyi oluşturan elitlerin, genel kutuplaşmanın mimarı olduğu anlaşıldı.
Siyasi sistemler, grupların içindeki dayanışma güçlendikçe ve aralarındaki ayrım derinleştikçe kutuplaşır. Kutuplaşma arttıkça ise toplumsal gerilimler büyüyebilir ve uzlaşı bulmak zorlaşabilir. Kutuplaşmanın şiddeti araştırmalarla ölçülebilmiş olsa da, şimdiye kadar sosyal medyadaki yapısal kökleri belirsizliğini koruyordu.
Aalto Üniversitesinden araştırmacılar, bireylerin toplumsal bölünme üzerindeki etkisini ölçmek için ağ teorisini kullanarak bir yöntem geliştirdi. Bu yöntem, sosyal medya verilerinin toplanabildiği her durum için uygulanabilir olsa da, ilk çalışma Finlandiya’nın 2019 ve 2023 parlamento seçimleri öncesinde toplanan Twitter (X) verilerini kullandı.
Çalışma sonuçları, nispeten küçük bir elit grubun, kutuplaştırıcı ortamların şekillenmesinde nasıl orantısız derecede büyük bir etkiye sahip olabildiğini ortaya koydu.
Çıkmaza giden yol
Ekip, Finlandiya’nın dijital kutuplaşma dinamiklerine en net bakışı sunduğu için, her iki seçimden önceki 12 haftalık X verisini analiz etti. Çekirdek-çevre teorisine dayanarak, hiyerarşik gruplar belirlendi ve katılımcılar algoritmik olarak elit veya kitle olarak sınıflandırıldı. Daha sonra, yerleşik topluluk tespit teknikleri kullanılarak elitlerin siyasi yelpazedeki konumları haritalandı.
Araştırmacılara göre, bir elit kümesi sadece birkaç yüz bireyden oluşabilir ancak genel kutuplaşmanın çarpıcı bir payından sorumlu olabilirler. Çalışmada, bu dengesizlik nicel olarak gösterildi.
Bir diğer önemli bulgu da, algoritmik olarak tanımlanan elitlerin görüşlerinde giderek daha fazla aynı doğrultuda hizalanmış olması. Hizalanma, bir kişinin bir konudaki tutumunun, diğer konulardaki (örneğin iklim veya göçmenlik politikası gibi) görüşleriyle ilişkili olma olasılığını ifade eder.
Bilgisayar Bilimi Profesörü ve çalışmanın ortak yazarı Mikko Kivelä, “Demokrasilerde, bireysel konularda keskin bir şekilde anlaşamamak sağlıklıdır, hatta arzu edilendir. Ancak hizalanma tamamlandığında, toplum her konuda mutlaka anlaşmazlık içinde olan sadece iki kutba ayrılır ve karşı tarafla artık hiçbir ortak nokta kalmaz.” dedi.
Farklı dünya görüşlerine sahip olanlara yönelik nefret ve şüphe, siyasi meselelerde en iyi argümanın öneminin önüne geçtiğinde veya farklı geçmişlerden insanlar arasındaki etkileşimler azaldığında, toplumsal hatta bireysel refah önemli ölçüde gerileyebilir.
Finlandiya incelemesinde, 2023 yılına gelindiğinde elitler arasında hizalanmanın neredeyse zirveye ulaştığı ortaya çıktı. Nihayetinde, dört yıl içinde, düşünce önderleri uzlaşmasız bir şekilde kendi kabuklarına çekilmişlerdi ve bu, işleyen bir demokrasi için kırmızı bir alarm olarak tanımlanıyor. Çünkü kutuplaşma ve hizalanmanın en ciddi sonuçlarından biri, siyasi şiddet tehdidinin de ötesinde, siyasi tıkanıklık görülüyor. Bu süreçlerde, mevzuat yavaşlar ve zayıflar, kalitesiz kararlar alınır veya hiç karar alınmaz.
Veri erişimi için ne yapılabilir?
Öte yandan, X platformu üzerinden artık kutuplaşma verileri incelenemiyor, zira sosyal medya şirketinin sahibi Elon Musk araştırmacıların kullanıcı verilerine erişimini kısıtladı. Buna rağmen, araştırmacılar bu yöntemi diğer ülkelere ve bağlamlara uygulamayı hedefliyor. Bir sonraki adımın Bluesky üzerinden ABD ve Avrupa verilerini incelemek olduğu belirtiliyor.
Kaynak: Network Science

