Ana SayfaYaşamSosyal medyanın adaleti 

Sosyal medyanın adaleti 

Sosyal medya genellikle yanlış bilgileri yaydığı ve şiddeti körüklediği için eleştiriliyor ancak stratejik olarak kullanıldığında soykırım ve kitlesel vahşetleri önlemede rol oynayabilir. Binghamton Üniversitesi Soykırım ve Kitlesel Vahşeti Önleme Profesörü Eric Wiebelhaus-Brahm’ın ortak yazarlığını yaptığı yeni makale, kriz zamanlarında yapılan sosyal medya hashtag (etiket) kampanyalarını inceledi. Prof. Dr. Wiebelhaus-Brahm, dijital platformların, krizin bağlamına uyarlanmaları halinde vahşeti önlemeye yardımcı olabileceğini ortaya koydu. 

Montclair State Üniversitesinden Adalet Çalışmaları Doçenti Arnaud Kurze ile birlikte çalışan Wiebelhaus-Brahm, Kanada ve Suriye’deki sosyal medya kampanyalarını değerlendirdi. Kriz anlarında nasıl kullanıldıklarını belirlemek için hashtag kampanyalarına bağlı 5 binden fazla sosyal medya gönderisini analiz ettiler. İncelenen hashtag’ler #TruthAndReconciliation ve #SaveSyria idi.

#TruthAndReconciliation hastag’i Kanada Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu (TRC) ile ilişkili, yerli halka yönelik tarihsel adaletsizliği ele alan bir kampanya. #SaveSyria ise Suriye’deki insani ve politik krizlere dikkat çekmeyi amaçlayan daha büyük bir sosyal medya kampanyasının parçası. 

Araştırmacılar, Kanada ve Suriye’yi bu araştırmada çatışmalarının doğası gereği farklılıkları nedeniyle vaka çalışmaları olarak ele aldı. Suriye’de devam eden bir iç savaş varken, Kanada’daki çatışma biraz daha geri plandaydı ve yerli halklara yönelik adaletsizliklere odaklanıyordu.

Sosyal medyanın yönü değişiyor

Her iki hashtag kampanyasının analizi, sosyal medyanın vahşeti önlemede etkili bir araç olabileceğini ortaya koydu; şiddetin erken uyarı işaretlerini tespit etmede, yerel halkın sesini duyurmada ve uluslararası toplumun dikkatini çekmede yardımcı oldu.

Phys org’un haberine göre, Wiebelhaus-Brahm, “Kanada ve Suriye’ye baktığımızda, kitlesel vahşet ve gelecekteki vahşetleri önleme çabalarının sosyal medya alanında ilk ortaya çıktığı yerlerden, hatta ilk ülkelerden bazıları olduklarını görüyoruz.” ifadesini kullandı. 

Profesör Wiebelhaus-Brahm sözlerinen devamında ise, “Hükümetler sosyal medyayı giderek daha fazla kullanıyor ama çoğu zaman vahşeti önleme amacıyla değil. Ayrıca, sosyal medya şirketleri de platformlarındaki nefret söylemini ve kışkırtıcı paylaşımları izleme çabalarından büyük ölçüde vazgeçmiş durumda.” dedi.

Wiebelhaus-Brahm’a göre bulgular, bugüne kadar çoğunlukla spekülatif kalan şiddetin önlenmesinde sosyal medyanın kullanımına ilişkin daha fazla çalışmanın yapılmasını teşvik edeceğini düşünüyor. 

Kaynak: Journal of Comparative Policy Analysis: Research and Practice 

Son İçerikler