Ana SayfaNedenKimyaTek tek zararsız, birlikte kalıcı etkiler

Tek tek zararsız, birlikte kalıcı etkiler

5 Aralık’ta Journal of Hazardous Materials dergisinde yayımlanan yeni çalışma, çevresel kimyasal risk değerlendirmelerinde uzun süredir göz ardı edilen soruna işaret ediyor. Ulusal Tayvan Üniversitesi araştırmacıları, tek başına etki gözlenmeyen düzey olarak kabul edilen polistiren nanoplastikler ile bütilparabenin birlikte maruziyetinin, kuşaklar arası üreme hasarına yol açtığını ortaya koyuyor.

Polistiren nanoplastikler; plastik ambalajlar, tek kullanımlık ürünler ve köpük malzemelerin zamanla parçalanmasıyla ortaya çıkan, nano ölçekli plastik parçacıklar olarak tanımlanıyor. Küçük boyutları sayesinde biyolojik bariyerleri aşabiliyor ve canlı dokularına girebiliyor.

Bütilparaben; kozmetik ürünler, kişisel bakım ürünleri, ilaçlar ve bazı gıda ambalajlarında koruyucu olarak kullanılan bir kimyasal. Antimikrobiyal özelliği nedeniyle yaygın olarak tercih ediliyor ancak atık sular yoluyla çevreye karışıyor. 

Phys.org’un haberine göre, çevrede giderek daha sık tespit edilen iki kirletici, yüzey suları ve atık su arıtma tesisleri çıkışlarında sıklıkla birlikte bulunuyor. Mevcut güvenlik standartları, kimyasalları çoğunlukla tek tek değerlendiriyor. Çalışma, düşük dozlu karışımların, tekil maruziyetlere kıyasla çok daha derin ve kalıcı biyolojik etkiler yaratabildiğini gösteriyor.

Yuvarlak solucanlarda 4 nesil boyunca gözlemlendi

Araştırmada model organizma olarak kullanılan yuvarlak solucan Caenorhabditis elegans, kısa yaşam döngüsü ve nesiller arası etkilerin izlenmesine uygun yapısı sayesinde tercih ediliyor. Deneylerde, bütilparaben ve polistiren nanoplastikler ayrı ayrı verildiğinde üreme üzerinde belirgin bir etki görülmüyor. Ancak iki madde birlikte uygulandığında, doğurganlıkta ciddi bir düşüş ortaya çıkıyor ve etki doğrudan maruz kalmayan 4 nesilde bile devam ediyor.

NTU Biyoçevresel Sistemler Mühendisliği Bölümü Profesörü Vivian Hsiu Chuan Liao, “Bulgularımız, tek tek maddelere dayalı kimyasal güvenlik değerlendirmelerinin, insanların günlük yaşamda karşılaştığı karmaşık karışımların gerçek çevresel risklerini olduğundan düşük gösterebileceğini ortaya koyuyor. Düşük dozlu karışımlar beklenmedik biçimde etkileşebiliyor ve maruziyet sona erdikten uzun süre sonra bile kalıcı etkiler bırakabiliyor.” diyor.

Araştırmacılar, kalıcı etkinin arkasındaki biyolojik mekanizmayı inceledi. Anne nesilde artan hücresel stres, erken embriyolarda genlerin çalışma düzenini değiştiren kimyasal işaretleri etkiliyor. Özellikle SET-2 adlı düzenleyici yolak üzerinden gerçekleşen değişimler, genetik diziyi değiştirmeden biyolojik bilginin nesiller boyunca aktarılmasına neden oluyor. SET-2 işlevsiz hale getirildiğinde, kuşaklar arası üreme kaybının ortadan kalkması, etkinin epigenetik bir mekanizmaya dayandığını doğruluyor.

Çalışma, polistiren nanoplastiklerin sadece fiziksel kirletici olmadığını, başka kimyasalların biyolojik etkilerini güçlendirebilen taşıyıcı gibi davrandığını da ortaya koyuyor. Nano ölçekli yapıları sayesinde biyolojik bariyerleri aşabilen parçacıklar, birlikte bulundukları maddelerin hücre içi erişimini ve toksik etkilerini artırabiliyor.

Araştırmacılar, bulguların çevresel güvenlik politikaları açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu vurguluyor. Çalışmanın sonuçları, düşük dozlu kimyasal karışımların ekosistemler ve gelecek nesiller üzerindeki etkilerinin, mevcut risk değerlendirme yaklaşımlarıyla yeterince yakalanamadığını ortaya koyuyor. 

Kaynak: Journal of Hazardous Materials, 2N News

Son İçerikler