Güney Afrika’daki bir mağarada ortaya çıkarılan 60 bin yıllık ok ucu, dünyadaki zehirli silahların en eski kanıtı olarak görülüyor. “Umhlatuzana” adı verilen mağarada bulunan beş kuvarstan yapılmış ok ucunun, uzun avlar sırasında avı yoran yavaş etkili bir çalı zehiri ile kaplandığı tespit edildi.

İsveç Arkeoloji Araştırma Laboratuvarı ve Güney Afrika’daki Paleo-Araştırma Enstitüsünden bilim insanları, 10 ok ucunun kimyasal analizini yaptı. Beş ok ucunda yavaş etkili zehirlerin izleri saptandı.
7 Ocak’ta Science Advances dergisinde yayınlanan çalışmada yazarlar, muhtemelen bir çalı türünden elde edilen zehirli maddelerin hedeflenen avı zayıflatacağını, sürek avları için gereken zamanı ve enerjiyi önemli ölçüde azaltacağı yazıldı.
Araştırmacılar, tarih öncesi avcı-toplayıcıların bu bitkilerin farmakolojik etkilerini anladığını ve bilerek zehir amacıyla kullandığını ileri sürüyor.
Stockholm Üniversitesinde laboratuvar arkeolojisi profesörü ve çalışmanın baş yazarı Sven Isaksson, Live Science’a yaptığı açıklamada, “İnsanlar uzun süredir yiyecek ve üretim araçları için bitkileri kullanıyor ancak yeni bulgular, bitki biyokimyasal özelliklerinin kasıtlı olarak kullanıldığını gösteriyor.” dedi.
Üstelik, zehirli ok uçları, bu tarih öncesi avcıların karmaşık şekillerde düşünebildiğini ortaya koyuyor. Isaksson, zehrin etki göstermesi zaman aldığı için avcıların neden-sonuç ilişkisini anlamaları ve avları için önceden plan yapmaları gerektiğini iddia ediyor.
Daha önce, zehirli silah kullanımına dair en eski kesin kanıt, Güney Afrika’daki Kruger Mağarası’nda bulunan toynaklı bir memelinin uyluk kemiğinde keşfedilen 7 bin yıllık ok zehiriydi.
Kuvarstan yapılmış 649 parça bulundu
Umhlatuzana mağarasında ilk çalışmalar 1985 yılında başladı. Arkeologlar daha önce, 65 bin ila 60 bin yıl öncesine tarihlenen, Güney Afrika’ya özgü Howiesons Poort kültürü dönemine ait 649 adet işlenmiş kuvars parçası ortaya çıkarmıştı. Ancak ok uçlarını ok gövdelerine yapıştırmak için kullanılan yapıştırıcılar incelenirken, kalıntıların yüzeyleri yakından incelenmemişti.

Isaksson ve ekibi, 60 bin yıllık kazı katmanından elde edilen 216 ok ucundan 10 tanesini yakından inceledi. 10 ok ucu, hala analiz edilebilecek mikroskobik kalıntılara sahip oldukları için seçildi.
Araştırmacılar, ok uçlarının beşinde bitki kaynaklı toksin buphandrine izlerine, birinde ise epibuphanisin toksinine rastladı. Isaksson’a göre, beş ok ucunun tamamı muhtemelen başlangıçta her iki toksine temas ettirildi.
Her iki toksin de Güney Afrika genelindeki bitkilerde bulunurken, sadece Boophone disticha türünün (bölgede ‘zehirli soğan’ deniyor) ok zehiri olarak kullanıldığı biliniyor.
Aynı araştırma ekibi ayrıca, 18. yüzyıl Güney Afrika’sından kaldığı hesaplanan dört okta iki zehirli kimyasalı tespit etti. Modern B. disticha soğanlarından elde edilen sütümsü özütün analizi, türde her iki toksinin varlığı doğrulandı. 60 bin yıl önce B. disticha‘nın bölgede yetiştiğine dair bir kanıt olmasa da, bitkinin günümüzde mağaradan yaklaşık 12,5 kilometre uzakta yetiştiği biliniyor.
Kaynak: Science Advances

