Ana SayfaNedenBiyolojiYeşil mumyanın sırrı

Yeşil mumyanın sırrı

İtalya’nın Bologna kentinde bir antik villanın bodrumunda bulunan ve neredeyse tamamı yeşil renge bürünmüş insan bedeni, ayrıntılı incelemelerle çözümlendi. Roma Tor Vergata Üniversitesi öncülüğünde yürütülen çalışma, bedenin bakır ya da bakır alaşımından yapılmış bir tabutun içinde gömülü olduğunu ve yeşil renklenmenin doğrudan bu tabutun kimyasal etkisiyle oluştuğunu ortaya koydu. Araştırmacılar, renklenmenin boya ya da bilinçli bir müdahale olmadığını, ölümden sonra gelişen doğal bozulma süreçlerinin bakırla etkileşiminin sonucu olduğunu belirtti.

1987 yılında bulunan kalıntıların 1617 ile 1814 yılları arasında yaşamış, 12–14 yaşlarında bir erkek olduğu belirlendi. Beden, dizleri karnına çekili fetal pozisyonda, bakır alaşımlı bir sandık içinde yer alıyordu. Tabutun tabanında bulunan bir kırık, çürüme sürecinde vücuttan açığa çıkan sıvıların sandık içinde bir süre birikmesine, ardından yavaş yavaş dışarı sızmasına yol açtı. Sıvılar zamanla asidik özellik kazandı; yani kimyasal olarak metali aşındırabilecek bir ortam oluştu. Bu durum, bakırın çözünerek iyon haline gelmesine ve çevresindeki dokularla kolayca tepkimeye girmesine neden oldu.

Yumuşak dokularda görülen yeşil tabakanın; bakırın su ve havadaki karbondioksitle tepkimeye girmesi sonucu oluştuğu belirlendi. Tepkimeye giren bakırın, yeşil renkli bakır karbonat minerali malakite dönüştüğü gözlemlendi.. Deri yüzeyindeki bu tabaka, maddelerin ışıkla etkileşiminden doğan titreşim izlerini inceleyerek kimyasal kimliklerini belirlemeye yarayan kızılötesi ve Raman spektroskopisi yöntemleriyle tanımlandı. Analizlerde, yeşil patinanın malakite özgü tüm kimyasal izleri taşıdığı saptandı.

Nasıl anlaşıldı?

Kemik dokusunda farklı ve daha derin bir değişim keşfedildi. Kemiklerin sertliğini sağlayan ana mineral yapı, kalsiyum ve fosfattan oluşan hidroksiapatit olarak biliniyor. İncelemeler, yeşil renkli kemiklerde yapının bozulduğunu gösterdi. Fosfat miktarının azaldığı, karbonat oranının arttığı belirlendi.

Bu durum, kemik mineralinin kimyasal olarak yıprandığını ve yapısal bütünlüğünün zayıfladığını ortaya koydu. Aynı kemiklerde, kemik dokusunu bir arada tutan temel protein kolajenin de ciddi ölçüde azaldığı tespit edildi. Yeşil renkli kemiklerde bu kayıp görülebilir düzeydeyken, yeşil olmayan fibula kemiğinde bozulmanın çok daha sınırlı olduğu belirlendi.

Araştırmada özellikle dikkat çeken diğer bulgu, bazı kemiklerde bakır ile fosfatın birleşmesiyle oluşan bakır fosfat minerali psödomalakitin kesin olarak saptanması oldu. Psödomalakit, genellikle metal korozyonu sırasında ortaya çıkan mineral olarak biliniyor. Korozyon, metalin çevresiyle kimyasal tepkimeye girerek bozulması anlamına geliyor.

Mineralin kemik içinde tespit edilmesi, bakırın sadece kemik yüzeyine yapışmadığını, kemik mineralinin içine girerek kalsiyumun yerini kısmen aldığını gösterdi. Bulgu, yeşil renklenmenin bazı kemiklerde yüzeysel kaplama değil, doğrudan kemik yapısının kimyasal dönüşümünün sonucu olduğunu ortaya koydu.

Bakırın bedene etkisi

Yumuşak dokularda yapılan incelemelerde ayrıca adiposere oluşumu tespit edildi. Adiposere, “ceset mumu” olarak bilinen, vücuttaki yağların belirli koşullar altında parçalanarak mumsu yapıya dönüşmesiyle oluşan bir madde olarak tanımlanıyor. Süreç genellikle oksijenin sınırlı olduğu, nemli ortamlarda gerçekleşiyor. Analizler, özellikle bakırla temas eden bölgelerde yağ kaynaklı mumsu yapının belirginleştiğini gösterdi. Buna karşılık, aynı bölgelerde protein yapılarının ciddi biçimde bozulduğu belirlendi.

Çalışma, bakırın bedende iki yönlü bir etki yarattığını net biçimde ortaya koydu. Bakır, mikroorganizmalar üzerinde öldürücü etki göstererek normalde bedeni hızla parçalayacak bakteriyel faaliyetleri baskıladı ve kısmi mumyalaşmayı sağladı. Ancak aynı zamanda bakır iyonları, asidik ortamda proteinlerin kimyasal yapısını bozarak dokuların zarar görmesine neden oldu. Bu nedenle Bologna’da bulunan birey, klasik anlamda korunmuş bir mumya değil; bakır etkisiyle kimyasal olarak dönüşmüş bir beden olarak tanımlandı.

Araştırmacılar, bu sıra dışı durumun; bodrum katındaki düşük sıcaklık, tabut içindeki sınırlı oksijen, tabandaki kırık sayesinde sıvıların kontrollü biçimde uzaklaşması ve bakırın biyosidal etkisinin birleşimiyle ortaya çıktığını belirtiyor. Elde edilen bulgular, bakır tabutlar veya metal objelerle uzun süre temas halinde kalan insan kalıntılarında görülen yeşil renklenmenin nedenlerini ve sürecin kemik ile yumuşak dokuları nasıl etkilediğini ortaya koyuyor.

Kaynak: Journal of Cultural Heritage

Son İçerikler