Ana SayfaNedenFizikHarvard kuantum eşiğinde

Harvard kuantum eşiğinde

Kuantum bilgisayar teknolojisi, modern bilişim dünyasının en büyük sınır hatlarından biri olarak kabul ediliyor. Klasik bilgisayarların işlem kapasitesinin yetersiz kaldığı devasa veri yığınlarını işlemek ve karmaşık problemleri çözmek için tasarlanan sistemler, uzun süredir “hata düzeltme” problemi nedeniyle laboratuvar ortamlarına hapsolmuş durumdaydı. Ancak Harvard Üniversitesi liderliğinde yürütülen ve 10 Aralık 2025’te Nature’da yayınlanan son çalışma, bu alanda yaklaşık otuz yıldır aşılmaya çalışılan önemli bir eşiğin geçildiğini müjdeleyerek kuantum çağını teoriden pratiğe taşıyacak kapıyı araladı.

Klasik bilgisayarlar, bilgiyi “0” veya “1” değerlerini alan bitler aracılığıyla işler. Kuantum bilgisayarların temelini oluşturan kübitler ise kuantum mekaniğinin süperpozisyon ilkesi sayesinde aynı anda hem 0 hem de 1 durumunda bulunabilir. Bu durum, kübitler arasındaki dolanıklık özelliğiyle birleştiğinde, sisteme eklenen her yeni kübitin işlem gücünü katlanarak artırmasını sağlar. Öyle ki, sadece 300 kübitlik bir kuantum işlemcisinin bile evrendeki tüm atomların sayısından daha fazla bilgiyi temsil edebileceği hesaplanmaktadır. Fakat bu muazzam güç, beraberinde büyük bir kırılganlığı da getirir.

Kübitler; ısı, manyetik alan veya en ufak titreşim gibi çevresel etkilerden son derece kolay etkilenir. “Gürültü” olarak adlandırılan dış etkiler, kübitlerin kuantum durumlarını kaybetmesine ve dolayısıyla hesaplamalarda hatalar oluşmasına neden olur.

Hatay toleranslı bilgi taşınabilecek

Harvard, MIT ve QuEra Computing gibi kurumların iş birliğiyle yürütülen çalışmada, araştırmacılar sorunu kökten çözecek “hataya dayanıklı” (fault-tolerant) bir mimari sergilediler. 448 atomdan oluşan gelişmiş bir sistem kullanan ekip, fiziksel kübitleri bir araya getirerek “mantıksal kübitler” oluşturdu.

Klasik bilgisayarlarda hataları düzeltmek için veriyi kopyalamak yeterliyken, kuantum dünyasında “kopyalamama teoremi” gereği imkansızdır. Araştırmacılar, kuantum ışınlanması (teleportasyon) adı verilen teknikten yararlandı. Teknik, bir parçacığın kuantum bilgisini fiziksel temas olmaksızın başka noktaya aktarmasına olanak tanıyor. Bu sayede hatalı bir kübitteki bilgi, bozulmadan sağlam bir kübite taşınabiliyor.

Çalışmanın asıl devrim niteliğindeki yanı, “kritik eşik” (error threshold) kavramının aşılmış olmasıdır. Kuantum teorisine göre, sistemdeki hata oranı belirli bir seviyenin altına düşürülebilirse, sisteme daha fazla kübit eklemek hataları artırmak yerine hata payını daha da düşürür. Harvard ekibi, ilk kez bu eşiğin altında çalışan ve ölçeklenebilir mimariyi gerçek dünyada test etmeyi başardı. Bu, kuantum bilgisayarların sadece daha büyük değil, aynı zamanda daha güvenilir hale gelebileceği anlamına geliyor.

Sonuç olarak, gelişme kuantum bilgisayarların henüz her eve girmesini sağlamayacak olsa da, “ispatlanmış bir çözüm yolu” sunması bakımından tarihi öneme sahip. Milyonlarca kübitlik devasa sistemlere giden yolda en büyük teorik bariyerlerden biri yıkılmış durumda. Bu ilerleme; saniyeler içinde yeni ilaç moleküllerinin keşfedilmesinden, siber güvenlik protokollerinin yeniden yazılmasına ve küresel ısınma ile mücadelede kullanılacak yeni karbon tutma malzemelerinin tasarlanmasına kadar pek çok alanda insanlık tarihini değiştirebilecek dönüşümün habercisi. Kuantum çağı, bu kritik eşiğin aşılmasıyla birlikte artık hayal olmaktan çıkıp mühendislik hedefi haline geldi.

Kaynak: The Harvard Gazette

Son İçerikler