Northwestern Üniversitesi öncülüğünde yürütülen çalışmada, vücut içine yerleştirilen ve ilaçları doğrudan içeride üreten “yaşayan eczane” implantı geliştirildi. Hayvan deneylerinde test edilen sistemin, aynı anda birden fazla ilacı uzun süre stabil şekilde üretebildiği açıklandı.
Araştırmaya göre HOBIT(hybrid oxygenation bioelectronics system for implanted therapy) adı verilen bu sistem, deri altına yerleştirilen küçük bir cihazdan oluşuyor. Cihazın içinde özel olarak genetiği değiştirilmiş hücreler bulunuyor. Bu hücreler, vücuda verilmesi gereken ilaçları kendileri üretiyor. Yani klasik anlamda ilacı dışarıdan almak yerine, vücut içinde sürekli üretim sağlanıyor.
Bilim insanlarının “biyolojik ilaç” dediği bu maddeler, genellikle protein yapısında olan ve hastalıkları hedef alarak tedavi eden özel moleküller. Araştırmada bu sistemin aynı anda üç farklı madde üretebildiği gösterildi. Bunlar arasında HIV’e karşı geliştirilen bir antikor, diyabet tedavisinde kullanılan GLP-1 benzeri bir madde ve iştahı düzenleyen leptin hormonu yer aldı.
Bu tür implantların önündeki en büyük sorunlardan biri oksijen eksikliğiydi. Hücreler kapalı bir cihaz içinde bulunduğu için yeterli oksijen alamıyor ve zamanla ölüyor. Araştırma ekibi bu sorunu çözmek için cihazın içine küçük bir “oksijen üretici sistem” ekledi. Bu sistem, suyu parçalayarak doğrudan cihazın içinde oksijen oluşturuyor. Böylece hücreler sürekli canlı kalabiliyor.
Sıçanlar 30 gün takip edildi
Cihaz üç ana bölümden oluşuyor. İlk bölüm hücrelerin bulunduğu alan. İkinci bölüm oksijen üreten mekanizma. Üçüncü bölüm ise bu sistemi kontrol eden elektronik yapı ve pil. Bu sayede hem hücreler korunuyor hem de ilaç üretimi kesintisiz devam ediyor. Ayrıca cihaz dışarıyla kablosuz şekilde iletişim kurabiliyor.
Deneylerde implant, sıçanların deri altına yerleştirildi ve 30 gün boyunca takip edildi. Oksijen destekli sistemde ilaç seviyelerinin sabit kaldığı görülürken, oksijen olmayan sistemlerde bazı ilaçlar bir hafta içinde tamamen kayboldu. Ayrıca oksijenli sistemde hücrelerin yaklaşık yüzde 65’inin hayatta kaldığı, diğer sistemlerde bu oranın yüzde 20 civarında kaldığı tespit edildi.
Araştırmacılara göre bu teknoloji, özellikle diyabet gibi sürekli ilaç gerektiren kronik hastalıklarda dönüşüm yaratabilir. Çünkü hastaların ilaç taşımasına, enjeksiyon yapmasına veya düzenli olarak ilaç almayı hatırlamasına gerek kalmayabilir.
Kaynak: Device

